19 Şubat 2013 Salı
Veteriner Onkoloji
VETERİNER ONKOLOJİ
Tümör: aşırı miktarda ve durmayan bir şekilde hücre bölünmesi.
Hücrelerin zedelenme, fonksiyon kaybı gibi durumlarda kendiliğinden adaptif cevap geliştirebilirler.
Hiperplazi, hipertrofi, atrofi, metaplazi.
Hiperplazi: fonksiyon yükü artan organlarda meydana gelen hücrelerin sayıca artmasıdır.
Metaplazi: erişkin bir hücre tipinin reversibl olarak başka bir erişkin hücre tipine dönüşebilmesidir.
Displazi: sürekli iltihap ve irritasyon sonucu ortaya çıkan düzensiz hücre büyümesidir.
Tümorlerin Genel Özellikleri
1) Tümör Anormal bir dokudur.
Parankim dokusu: prolifere neoplastik hücrelerden oluşur.
Stroma dokusu: bağ doku ve kan damarlarından oluşan destek dokusudur.
2) Sınırsız olarak büyür.
3) Hücre çoğalması normalden farklıdır.
Daha hızlı çoğalır bu vücudun yararına bir çoğalma değildir.
Çoğalma için uyarıma ihtiyaç duymaz.
4) Tümörlerde otonomi
Normal doku ve organlardaki hücre çoğalması bazı mekanizmaların bazı mekanizmaların kontrolündeyken, tümör hücreleri bu kontrolden muaftır.
Tümörlerin sınıflandırılması
Biyolojik davranış: Malign Tümör, Benign Tümör
Histogenetik(kökeni): Epitelyal, Mezenkimal
Morfolojik görünüm: Makroskopik, Mikroskopik
Diferensiyasyon: neoplastik hücrelerin hem morfolojik hem fonksiyon yönüyle normal hücrelere benzemesidir. Diferensiyasyon kaybı anaplazi olarak tanımlanabilir.
-Biyolojik davranışa göre sınıflandırma:
*Benign tümörler:
İyidiferensiye, sınırlı, yavaş ve ekspansif büyür.
Kapsüllüdür, mitotik indeks düşüktür.
Metastaz ve invazyon yapmazlar.
*Malign tümörler:
Az diferensiye, invazyon ve metastaz yaparlar.
Mitotik indeksi yüksek hücrelerden oluşur.
Hızlı ve infiltratif büyürler.
Tümör Büyümesi:
Malign tümörler bir hücrenin genetik transformasyonu sonucu başlar. Bunu çoğalma çevreye yayılma ve başka organlara metastaz izler.
Benign tümörler çevresindeki dokuyu itip sıkıştırarak büyürler. Bu yüzden kapsülleri vardır.
Tümörleri isimlendirme
Malign tümörler için genel olarak kanser terimi kullanır. Epitelyal kökenli ise karsinom, mezenkimal kökenli ise sarkom son ekini alır.
Benign tümörler köken aldıkları doku isminin sonuna –om veya –oma son eki alır.
Embriyonal kökenli tümörlerin sonuna –blastom son eki alır.
Birden fazla hücre tipinden oluşan tümörler tek bir embriyonal yapraktan köken almışsa miks tümör adını alır.
Preneoplastik Lezyonlar: neoplastik hücrelere dönüşebilme ihtimali oan nodüllere denir.
Tümör benzeri anomaliler:
Hamarti: bir organda normalde bulunan hücrelerin neden olduğu doku defektidir. Hücrelerin olması gereken organizasyonu oluşturamamasıdır.
Karisti: doğmasal gelişim bozukluğudur. Normalde bir bölgede bulunmayan yapıları tanımlayan (heterotropikkalıntıları ifade eden) bir terimdir.
Kanserin moleküler temeli (onkogenler)
Karsinogenez ölümcül olmayan DNA hasarlı bir hücreye dayanır. Bu hasarı kimyasallar, radyasyon, virüsler, veya kalıtsal olgular meydana getirebilir.
Protonkogenler: hücrelerin büyüme çoğalma farklılaşma ve apoptoz için aldıkları iletileri hücre membranından alarak çekirdeğe kadar ileten mekanizmada işlev gören birçok proteinin ekspresyonundan sorumlu olan genler protonkogenler olarak tanımlanır.
Normal hücre büyüme ve farklılaşmasını destekleyen genler olan protonkogenler herhangi bir neden ile mutasyona uğrarsa onkogene dönüşür.
Tümör supresor genler:
Hücre proliferasyonunu kontrol ederler, frenleme görevi yaparlar.
Apoptozu düzenleyen genlerin mutasyonu neoplastik hücre birikimine neden olur.
*P53 Geni:
Hücre döngüsünü düzenleyen bir gendir. Genomda mutasyon olmasını önleyerek genom stabilitesini korur.
DNA zarar gördüğünde tamir proteinlerini harekete geçirir.
Hasar düzeltilemezse apoptozu başlatır.
Karsinogenezde genetik hasarın hedefi:
Büyümeyi stimüle eden protonkogenler.
Büyümeyi inhibe eden antionkogenler.
Programlı hücre ölümünü kontrol eden genler
DNA onarım genleri.
Tümör hücresinin oluşumu:
Genetik mekanizma: neoplastik dönüşüm somatik hücrelerin mutasyonu sonucu oluşur. Anormal kromozom ve genler üretilir. Bu değişiklik kalıtsaldır. Mitozla kardeş hücreye aktarılır.
Epigenetik mekanizma: bir bozukluk olmaksızın bütünüyle aktivasyon ve supresyon ile ilgilidir.
Benign ve Malign tümörlerin genel özellikleri
1) Hücre Morfolojisi:
a. Tümörü oluşturan hücreler aynı değildir. Morfolojik farklılıkların artması malignitenin bir işaretidir. (Pleomorfizm)
b. Tümör hücresinin köken aldığı hücreye benzemesi tipik hücre, benzememesi atipik hücre olarak adlandırılır.
c. Yapı düzen ve boyanma özellikleri açısından herhangi bir dokuya benzemeyen hücre üremelerine anaplazi denir.
d. Anplastik hücrelerin özellikleri:
o çekirdek sitoplazma oranı 1/1 e yaklaşmıştır.
o Hiperkromazi: DNA sentezinin ortması sonucu nükleusun koyu boyanmasıdır.
o Anizonükleozis
o Anizositozis
o Pleomorfizm, polimorfizm
o Nükleolus büyüklük ve sayısı artmıştır.
o Kromatin kaba taneli ve düzensizdir.
o Kromozomlarda kabalaşma ve sayıca değişiklikler görülür.
2) Hücre dizilişi ve organizasyon:
a. Malign tümörler çevre dokulardaki hücrelerle kontakt halde değildir. Bu durum malign hücrelerin dokulara invazyonu, yeni yüzeylere implantasyonu ve metastaz yapmasını kolaylaştırır.
b. Anaplastik hücreler birbiriyle bağlantı kurmazlar(oryantasyon kaybı)
3) Mitoz
a. Malign tümörlerde sık, benign tümörlerde seyrek rastlanır.
b. Mitotik figürler artmıştır. Bu mitozlar atipik olup tripolar ve kuadripolar olanlarına sık rastlanır.
4) Dev hücreleri:
a. Tümör tipi dev hücreler de diğer dev hücrelerine göre daha az çekirdek bulunur.
b. Çekirdekler birbirinin üstüne binmiş gibi üst üste gelir.
5) Karyotipik değişiklikler:
a. Malign hücrelerin kromozomları genelde aneuploid ve üzerinde defektler olduğu görülür.
6) Stroma:
a. Destek dokuyu besleyici damarları oluşturur.
b. Stroma bağ dokudan zengin tümörlere skiröz, az stromalı ve parankimden zengin tümörlere ise medüller tümör denir.
7) Damarlanma:
a. Tümörün gelimesi damarlanmaya bağlıdır. Benign tümörler normal dokuda olduğu gibi bir damar sistemine sahiptirler. Malign tümörler de ise damarlanma hızlı olduğu için tam oluşmaz ve yarıklar şeklinde görülür. Bu yüzden tümör dokusu tam beslenmez nekroz alanları oluşur. Nekroz bölgesinde kanama ve kireçlenmeye rastlanabilir.
b. Tümör damarlanması tümör hücreleri yada makrofajlar tarafından uyarılır. En önemli uyarıcı tümör angiogenesis faktör olup makrofajlardan salgılanır ve kapillar endotelinin mitojenitesini arttırır. Bu faktörün bloke edilmesi veya tümörü besleyen damarda kan akımının önlenmesi solid tümörlerin büyümesini tedrici olarak durdurabilir. Buna göre tümör büyümesi Vasküler ve Avasküler olmak üzere iki türde görülür.
8) Büyüme hızı:
a. Benign tümörler yavaş gelişirler.
b. Malign tümörler hızlı gelişir daha çabuk invazeolur metastaz yapar.
c. Tümör büyümesini etkileyen iki neden vardır.
o Büyüme fraksiyonu: aktif olarak bölünen hücrelerin dinlenme döneminde ki hücrelere oranı.
o Hücre siklusunun süresi: mitoz bölünme oluşan yavru hücrenin tekrar mitoz bölünmesine kadar geçen süredir. Mitoz 4 fazda olur.
1. G1: metabolik dinlenme
2. S: sentez dönemi
3. G2: premitotik dönem
4. M: mitoz bölünme
9) Gelişme şekli:
a. İki tür gelişme şekli görülür.
o Ekspansif gelişme: benign tümörler çevre dokuları iterek kendine yer açar. Benign tümörlerin çoğunda kapsül bulunur.
o İnfiltratif gelişme: malign tümörlerin çevre doku ve hücrelere invazyon yoluyla çoğalmasıdır. Bu gelişme en çok direnç gösteren dokular, kıkırdak, fasiya, periost, tendo, ve sikatriks gibi damardan fakir dokulardır.
o İnvazyon dokunun sağlamlığına değil, damarlanma sıklığına bağlıdır.
b. İnvazyon: malign bir tümörün ana tümör kitlesi yanında primer odak ile bağlantısı kesilmeden btişik dokuya yayılmasıdır. 3 aşamada gerçekleşir
o Tümör hücrelerinin tutunması
o Lokal doku bariyerlerinin enzimatik olarak yıkımlanması
o Tümör hücrelerinin hareket etmesi.
c. Tümör hücreleri yayılma için, proteaz glikozidaz ve kollagenaz enzimleri sentezleyebilir.
10) Metastaz
a. Tümörün uzak doku ve organlarda kendine benzeyen yavru tümörler oluşturması.
11) Nüks.
a. Operasyonla alındıktan sonra aperasyon yerinde aynı özelliklerde yeni tümörlerin oluşmasıdır. Çoğunlukla malign tümörlerde görülür.
12) Makroskopik yapı ve şekillenme özellikleri
a. Benign tümörler vücut yüzeyi ve mukozalarda direnç görmedikleri tarafa doğru ilerler ince bir sap ile çıktıkları dokuya bağlı kitleler oluştururlar.
b. Malign tümörler ise dokuya sağlam bir sapla tutunurlar. Boşluğa doğru gelişen karnıbahar şeklinde büyük kitleler yapabilirler.
Malign tümörlerin yayılması:
Lokal yayılma: hücreler arası boşluklar, lenfatikler, kan damarlar, seröz zarlar
Metastatik yayılma:
Malign tümörlerden ayrılan hücrelerin doku araları, kan ve lenf damarları gibi çeşitli yollarla ana tümör kitlesinden uzakta primer tümörden ayrı yeni bir tümör meydana getirmesidir.
Malign tümörlerin genel bir özelliğidir.
Stres cerrahi müdahale, halothen anestezisi gbi nedenlerle ortaya çıkabilir.
Metstazın oluşma basamakları:
Primer tümör kitlesinden ayrılabilmeli
Bölgesel dokuyu istila edebilmeli
Kan damarları veya lenfatiklere girerek emboli oluşturabilmeli
Embolik tümör hücreleri dolaşımda canlılığını sürdürebilmeli
Uzak dokulardaki damarlarda tutunabilmeli
Damar duvarına yapışıp damar dışına çıkabilmeli
Konakçı savunmasını aşabilmeli.
Bölgesel invazyon yaparak çoğalmalı ve damarlaşmalı
Damarlara invazyon malignitenin bir işaretidir.
Çok malign tümörlerde hücrelerin birbiriyle bağları fazla sıkı değildir. Bu yüzden hücreler primer tümör kitlesinden koparak damarlarda emboli yapabilir veya uzak bir dokuda sessizce kalabilir. Bunun kanıtı tümör kitlesinin operasyonla alınmasının ardından yıllar sonra bile aynı şekilde yeniden çıkabilmesidir.
Metastaz çeşitleri:
Lenfotejen metastaz
Hematojen metastaz
İmplantasyon metastazı
Kontakt metastaz
Kanaliküler metastaz
Lenfatojen metastaz:
Lenf damarları yoluyla yayılma şeklidir.
Daha çok karsinomlarda görülür.
Lenfatiklere giren tümör hücreleri tümör emboluslarına ve lenfangiozis karsinomatoza-sarkomatoza ya neden olur
Lenf damarlarından kopan tümör hücreleri emboli oluşturabilir. Bu embolik hücreler lokal lenf yumrularına giderek sub kapsüler sinusta tutulur. Ve çoğalarak metastatik büyümeyi başlatırlar. Bölgesel lenf düğümüne yerleşen tümör hücreleri lenf düğümünün büyümesine neden olurlar.
Bazen emboliolan damarlarda lenf akımı olmaz ve akım anastomzlar aracılığıyla geriye doğru ters akıma geçer buna restrograd metastaz denir.
Lenf sisteminde ki tümörler önce ductus thoracicus a oradan sağ atriuma ve akciğerlere gelir. Buralara metastaz yapar
Hematojen metastazı:
Kan damarları yoluyla olur.
Sarkomlar sıklıkla, karsinomlar ileri devrelerde bu yolu kullanırlar.
Kanser hücreleri dolaşımda ya tek tek yada üzerleri fibrinle kaplanmış şekilde bulunabilirler.
Primer tümör venalarla hangi organa bağlı ise metsatazları o organa olur. Buna vena drenajı denir.
Mide – bağırsak kanseri V. Porta karaciğer
Böbrek karsinomları V. Cava akciğer
Hayvanlarda çoğu malign tümör kan akımının ve kapillar ağın yoğun olması nedeniyle akciğerlere metastaz yapar.
Arter duvarları kalın olduğundan tümör hücrelerinin buraya invazyon yapması zordur bu yüzden pek sık görülmez.
Dalak tümörlerinin az görülmesinin nedeni, folikül arterlerinin duvarlarının kalın olması ve tümör hücrelerinin bu damarlardan çıkamamalarıdır.
İmplantasyon Metastazı:
Tümör yüzeyinden mekanik olarak kopan hücreler tarafından gerçekleştirilir.
Seröz boşluklarda sık görülür.
Pankreas ve mide bağırsak adenokarsinomları serozaya kadar ulaşırsa eğer, sıvı ve peristaltikler sayesinde tüm serozaya yayılır ve çok sayıda metastaz yapar. Bununla birlikte peritonun lenf drenajı bloke edilir ve asites meydana gelir.
Kontakt Metastaz:
Temas halinde ki dokularda görülür.
Alt ve üst dudakta görülen malign tümörler, anal bölge kuyruk altı derisi.
TVT(transmissible venereal tumor) dişi köpek vagina ve vulvasında ki tümör koitusla erkek köpeğin penis ve prepusyumuna geçer.
Kanaliküler metastaz.
Bronş-bronşiyol, idrar yolları, safra kanalları yollarıyla yayılır.
Metastazın morfolojisi:
Metastatik tümör, renk kıvam ve mikroskobik yönden primer tümöre benzer.
Difrensiyasyon derecesinde genellikle farklılık yoktur
Metastatik lezyon primer tümörden daha az invazyon edici olup kapsüllü bile olabilir.
Bu benzerliklerden faydalanılarak primer tümörün yeri tahmin edilebilir.
Metastazda organ önceliği:
Osteosarkom akciğer
Lenfoma timus, bağırsak ve böbrek korteksine
Dalak hemangiosarkomları karaciğer
Akciğer kanseri kemik
Prognoz:
Yayılma derecesi ve metastaz durumuna göre yapılır.
En önemli faktör tümörün biyolojik davranışıdır.
Diğer faktörler tümörün lokalizasyonu histolojisi büyüklüğü ve büyüme hızıdır.
TNM Sistemi
T – Primer tümörün büyüklüğü ve genişliği
N – Metastaza uğrayan lenf düğümü
M – Yakın ve uzak organ metastazları
Buna göre:
Stage 1: T1 N0 M0
T1(tümör primer bölgede sınırlı) N0 (lenf nodu tutulumu yok) M0 (metastaz yok)
Stage 2: T1 N0-N1 M1
T1(Tümör primer bölgede sınırlı) N0-1(lenf nodu tutulumu yok veya lokal lenf tutulumu var) M1 (primer olarak aynı boşlukta metastaz var)
Stage 3: T2 N1-N2 M2
T2(komşu dokulara invazyon) N1-2(lokal veya uzak lenf tutulumu var) M2 (uzak organ metastazı var)
Tümör Nedenleri:
-Tümör oluşumuna yatkınlık:
1) Yaş:
Tümör her yaşta görülebilmekle birlikte çoğunlukla yaşlılarda görülür.
Latent dönem için yeterli zaman
Kanserojenlere daha fazla maruz kalırlar.
Hormonal dengesizlikler
İmmun sistemde zayıflama
İnsan için 55-75
Kedi-köpek için 6-14
İnek için 5-14 yaşlar kritiktir.
Herhangi bir hücrede meydana gelen nokta mutasyonu ve kromozom translokasyonu hücresel DNA onarım mekanizmaları sayesinde çoğu zaman onarılabilir. Fakat tam yapılamayan onarım kalıcı hasara neden olur ve bu hasarlı hücreler yavaştan birikmeye başlar. Buna pasif karsinogenez denir.
2) Irk:
Hereford cinsi sığırlada göz çevresi pigmentsiz – oküler yassı hücreli karsinım
Kır donlu atlar – melanom
Kedi-köpek – meme kanseri
3) Cinsiyet
Dişi köpek erkeğe, erkek kedi dişiye oranla tümöre daha yatkındır.
4) Organ dispozisyonu
Köpeklerde bazal hücreli karsinom ve ter bezi kanseri yüz derisinde
Bağırsak kanseri jejenum ve rektumda
Atlarda papillomlar dudaklar ve burun çevresinde, melanomlar yaşlı kır donlu atlarda anüs çevresinde görülür.
5) Heredite (kalıtım)
İnsanda over, meme, kolon, prostat tümörleri ve malign melanomlar açısından ailesel yatkınlıklar belirlenmiştir.
Retinoblastom, nörofibromatoz, kolon polipozisi otozomal dominant geçişli kalıtsal tümörlerdir.
Tümör yapıcı sebepler:
Fiziksel sebepler
1) Kronik irritasyon ve travma:
Basınç sürtünme gibi mekanik etkilerden kaynaklanır.
Daku kaybı – kronik yangı – rejenerasyon – tümoral oluşum
Yara üzerinde karsinom oluşma olasılığı normal doku hücrelerine oranla daha fazladır.
Yanık bölgelerinde papillom, yassı- bazal hücreli karsinom
Mide bağırsak ülseri – karsinom
2) Radyasyon:
Güneşin Uv ışınları
Denizci ve çiftçilerde elde ve yüzde hiperemi – hiperkeratoz – hiperpigmentasyon – deri kanseri
UV ışınlar primidin dimeri oluşturur.(bitişik herhangi iki primidin bazı arasında meydana gelir. Malign melanoma neden olabilir.
Röntgen ışınları direk DNA hasarı oluşturur.
Köpeklerde tüm vücut radyasyonunda retikülüm hücre sarkomu myeloid lösemi ve lenfoma görülür.
Toryum osteosarkom, uranyum akciğer karsinomuna neden olur
3) Isı:
Yüksek ısı – yara – kanser.
Pipo içenlerde alt dudak karsinomu
Tibet kangri karsinomu
Kimyasal sebepler
1) Polisiklik aromatik hidrokarbonlar:
Kömür katranından elde edilen güçlü karsinojenik maddelerdir.
Derdie papillom ve deri kanserleri, deri altında sarkomlar oluşturabilir
3-metilkolantren ve 7,12-dimetilbenzantrasen deneysel amaçlı kanser oluşturabilir.
3,4 benzipiren günlük hayatta en sık karşılaşılan kanserojenlerdir.
2) Aromatik Aminler
Anilin boya sanayisindeki işçilerde mesane kanseri oluşturur. Asıl karsinojenik madde 2-naftilamin’dir.
2-asetilaminofluoren (AAF) insektisit olarak kullanılır, hayvanlarda mesane karaciğer akciğer ve uterus kanserler oluşturabilir.
Aspergillus flavus’un ürettiği aflatoksin B1 rat kanatlı alabalık ve maymunlarda karaciğer karsinomu hindilerde hepatoma yol açar.
Eğrelti otunu bulan adam: prof mahir büyükpamukçu
Meslek hastalıkları beta-naftilamin – mesane kanseri
Benzen – lösemi
Vinil klorit – karaciğer hemangiosarkomu
Arsenik – deri akciğer karaciğer karsinomları
Çok Basamaklı Karsinogenez Modeli
Akut transforme edici retroviruslar dışında bütün tümör oluşturan sebeplerde bu mekanizmanın geçerli olduğu düşünülmektedir.
Buna karsinogenez üç basamakta gerçekleşir.
İnisiyasyon: hücrede başlangıç değişikliğini
Promosyon: değişiklikten sonra hücrenin çoğalmasını
Progresyon: malignite potansiyelinin basamak basamak artışını ifade eder.
İnisiyasyon:
Bir karsinojenin dokuda yol açtığı ve hücrelerde kalıtsal olarak kalıcı iz bırakan geri dönüşsüz mutasyondur. Bunların en önemli özelliği DNA hasarıdır.
Bazı karsinojenler direk bazılarıda ER’de çözülebilir transferazlar ile enzimatik dönüşüm sonucunda inisiyasyonu şekillendirir.
Tüm karsinojen kimyasallar eksik elektrona sahiptir bu yüzden DNA RNA gibi elektron yönünden zengin atomlarla birleşirler.
Tümör hücrelerindeki farklılaşma,onkojenlerin RNA’lara bağlanarak bozuk kalıplı mRNA kalıpları oluşturmalarından kaynaklanır.
Promosyon
Bir çok maddenin kanser oluşturma yeteneği hiç yada az kanser oluşturma yeteneğini olan birtakım maddelerce arttırılabilir.
Böyle maddelere promotör, bu olaya ise promosyon adı verilir.
DNA insiyatörleri geri dönüşlü olmayan bir mutasyona sebep olur. Bu promotörler kontrol mekanizmalarını bozarak, hücre çoğalmasını ve anormal transformasyonu sabitleştirir.
1) Tek başına insiyatör tümör oluşmayabilir.
2) İnisiyatör uygulamasından sonra tekrarlayan promotör uygulamaları tümör oluşumu ile sonuçlanır.
3) Tek başına promotör tümör geliştirmez.
4) Önce promotör sonra inisiyatör uygulaması tümör oluşturmaz
Progresyon
Progresyonu sağlayan ajanlar tümörün büyüme hızını, invazyon yeteneğini ve metastatik potansiyelini etkilerler.
İnisiyasyon genellikle hafif genom bozukluğuna, progresyon ağır genom hasarlarına neden olan irreversible değişikliği ifade eder.
Onkojenik Virüsler
Viruslar onkojenik etkilerini 4 şekilde gösterirler
1) Virusun taşıdığı bir onkogenin direkt etkisi
2) Konakçıdaki bir geni etkileyen viral bir faktör
3) Anti-onkogenleri güçsüz veya etkisiz kılan faktörler
4) Hücre üremesini etkilemeyen fakat tümörün büyümesi metastazı veya diğer davranışlarını etkileyen genler.
RNA Virusları
Retro viruslardır.
Konakçının yaşı virusun karekteri immun sistemin güçlü olması onkojeniteyi doğrudan etkiler
Koyunların pulmoner adenomatozisi-akciğerde bronşiyoalveoler karsinom
Retroviruslar reverse transkriptaz olarak bilinen bir enzim taşırlar.
Hücreye giren virus tek şeritli RNA’yı tek şeritli bir DNA gibi taklit eder. Sonra bu DNA’yı çift şeritli haline dönüştürür. Ve diğer hücre genleriyle birlikte çoğalır.
Onkojen retroviruslar
Akut transforming retroviruslar
Hızlı şekilde tümör olutşrurlar ve genellikle sarkomlara neden olurlar.
Viral replikasyonda etken kendi RNA’sının bir bölümünü kaybeder ve çoğalmak için başka bir virusa ihtiyaç duyar.
Kronik Transforming Retroviruslar
İnkübasyon süresi uzun kronik seyirli tümörlere sebep olurlar.
Horizontal bulaşırlar başka hastalıklara da neden olurlar.
Parazitler
Kronik irritasyon yaptıklarından tümör oluştururlar.
Gongylonema neoplasticum -sıçan midesinde papillom ve karsinom
Cysticercus fasciolaris- rat karaciğerinde sarkom
Eimeria stiedai- tavşan safra kanalında papiller adenoma
Cnemidocoptes mutans- tavuk bacak derisinde karsinom,
Spirocerca lupi- köpek özefagusunda fibrosarkom
Gastrofilus larvaları- at midesinde papillom ve karsinom
Clonorchis sinensis- kedi ve köpekte safra yolu kanserleri
Hormonlar
İnsan ve deney hayvanlarında hormonların tümöre neden olduğu bilinmektedir.
Uygun cisiyet hormonu tümör büyümesini arttırırken zıttı tedavi edicidir.
Köpek prostat karsinomları insandakinin aksine androjenlerle ilgili değildir.
Protozooloji
Protozoonlarda Hareket
Hareket Organelleri
o Pseudopoda: sarcodina türlerinde görülür. Hücre zarının ince ve esnek olması nedeniyle, ektoplazma bu zarı iterek vücut dışına doğru çıkıntılar oluşturur.
o Flagellum: mastigophora türlerinde görülür. İplik ve ya kuyruk tarzında sabit bir ektoplazma parçasıdır. Bleforoblasttan çıkar
o Cilia: ciliata türlerinde görülür. Bu hareket organelleri vücudun bütün yüzeyinde veya değişik bölgelerinde yoğunlaşmış olarak bulunur. Flagellumlardan daha kısa ve sınırlı hareket ederler.
Hareket Türleri
o Pseudopoda ile hareket
o Flagellumlarla hareket
o Ciliumlarla hareket
o Kayma ve kontraksiyon hareketi
o Pasif hareket
Protozoonlarda Çoğalma
Eşeysiz Çoğalma
İkiye Bölünme
o 3 şekilde olabilir, basit ikiye bölünme aynı anda birçok parçaya bölünme birbiri ardına çok sayıda parçaya bölünme
Çoğa bölünme (şizogoni)
o Protoplazmada kısa sürede çok nükleuslu tomurcuk oluşmasıdır. Çok nükleuslu veya çoğalma dönemi çok nükleuslu olan protozoonlarda görülür.
o Hücre içi sporozoa türlerinde nükleus ya bir defada çok parçaya ayrılır yada birçok defa ikiye bölünür. (oluşan çok nükleuslu hücreye şizont denir.) her nükleusun etrafının sitoplazma parçası ile çevrilmesi sonucu merozoitler oluşur.
o Şizogoni sonrasında gametogoni başlar.
Tomurcuklanma
o Bir protozoondan bölünerek eşit olmayan bir veya daha çok protozoon oluşmasıdır. İç veya dış tomurcuklanma şeklinde olabilir.
Plasmotomi
o Çok nükleuslu protozoon türlerinde çekirdek bölünmesinden ayrı olarak görülen 2 yada daha fazla stoplazmik bölünmedir.
Sporogoni
o Gametogoni sonucu oluşan zigotun doğada veya konak hayvanda çoğalmasıdır. Burada zigotun nükleusu bir çok defa mitotik bölünmeye uğrar. Her nükleusun etrafı sitoplazma ile çevrilir. Sporant Sporoblast sporozoit
Eşeyli Üreme
Gametogoni
o Tekrarlayan şizogoniler sonucu artık bölünemeyen merozoitler hücre içinde büyür ve gelişerek yuvarlak ve yarım ay şeklini alır, vakuollerini kaybeder.
o Redüksiyona uğrar ve 2 farklı hücreye dönüşür.
o bunlardan biri sitoplazması zayıf ve hafif boyanan ancak nükleusu iyi gelişmiş ve kırmızıya boyanan mikrogametosit. Diğeri sitoplazması kuvvetli nükleusu hafif boyanan dişi eşey hücresi makrogametosittir.
o Daha makrogametler mikrogametler tarafından döllenir ve zigot oluşur.
o Zigot vücut dışına atılacaksa kalın cidarlı oocyst, vücut içinde gelişecekse ince cidarlı ookinet halini alır.
o Her iki formda gelişimini sporogoni ile devam ettirir.
o Şizogoni ve sporogoninin birbirini takip etmesine metagenesis denir.
Konjugasyon
o Uzun süre ikiye bölünerek çoğalan protozoonlarda dejenerasyonu engellemek amacıyla aynı türden iki protozoon arasında ki genetik materyal alışverişidir.
o Ciliata ve myxospora türlerinde görülür.
Endogami
o Aynı atadan gelen kromozoma sahip 2 protozoonun birleşmesi olayıdır.
Cytogami
o Konjugasyondaki gibi pronükleus alışverişi olmayan ancak 3 defa ikiye bölünerek oluşan nükleusların birleşmesine dayanan eşeyli üreme şeklidir.
o Paramecium türlerinde görülür.
Zoomastigophora
Kamçılı ve amiboid hareket eden protozoonları içerir.
Bir veya daha fazla flagellumları vardır.
Holofitik holozoik ve saprozoik beslenirler.
Uzunlamasına ikiye bölünerek çoğalırlar.
Bu sınıfta yer alan türlerde kloroplast bulunmaz.
Kan lenf ve çeşitli dokularla kursak ve diğer vücut boşluklarında yaşarlar.
Tıbbi önemi olan 4 dizi bulunur.
1. Dizi: Kinetoplastida
Aile: Trypanasomatidae
Tek çekirdekli ve dalgalı zarlı tek flagellumu vardır.
Cytostomları olmayan türlerde vakuol bulunabilir.
Uzunlamasına ikiye bölünerek çoğalırlar.
Amastigot, promastigot, epimastigot, trypomastigot olmak üzere 4 yaşam evresi olabilir.
o Amastigot form: yuvarlak yapılı ve kamçısız. Çekirdeği ortada yer alır ve önünde kinetoplast bulunur. Bazı türlerde belli belirsiz bir flagellum bulunabilir.
o Promastigot form: mekik şeklinde iki ucu sivridir. Çekirdek öne yakın biraz içte yer alır. Kinetoplast ve bazal granül önde olup flagellum önden çıkar.
o Epimastigot form: mekik şeklinde iki ucu sivri çekirdek arka kısma yakın. Bazal granülden çıkan flagellum dalgalı bir yapı gösterdikten sonra önde vücudu terk eder.
o Trypomastigot form: çekirdek ortada yer alır. Kintoplast arka uçtadır. Buradan çıkan flagellum protozoonun yüzeyinde dalgalı zar yaparak önde serbest kalır.
1.Soy: Trypanasoma
Patojen türlerinin ön ve arka uçları küt boyları daha kısa ve kinetoplast arka uca yakındır. Apatojen ince ve uzun yapılı ön ve arka uçları daha sivri kinetoplast arka uçtan biraz içerdedir
İçinde yaşadıkları sıvıda ozmoz yoluyla beslenirler.
Flagellum ve dalgalı zarlarıyla hareket eder, oksijeni bulundukları ortamdaki glikojenden sağlarlar.
Ön durak bulaşma (salivaria)
Arka durak bulaşma (stercoraria)
Salivaria grubundaki türler:
- T. brucei brucei:
o Nagana hastalığına neden olur.
o Çoğunlukla tek tırnaklılar olmak üzere pek çok hayvanda parazitlenen polimorf bir türdür.
o Glossina morsitans ile nakledilir.
o Vektörde orta bağırsakta trypomatigot formda 10 günde çoğalır.
o Tükrük bezlerinde epimastigot formda çoğalmaya devam eder.
o Daha sonra enfektif olan trypomatigot forma dönüşür. Vektördeki gelişim 25-30 gün sürer.
o Konakta kan lenf ve lenf yumrularında ikiye bölünerek çoğalır. Daha sonra serebrospinal sıvıya geçerek beyine gelir ve burada çoğalmaya devam eder.
o Dalgalı ateşler başlar. Özellikle bacaklar ve karnın altında ödem şekillenir. Köpeklerde göz kapaklarında ödem ve konjuktivitis görülür. Anemi ve ikterusla devam eder. Hastalığın sonuna doğru sinirsel semptomlar ortaya çıkar.
o Antrycide Berenil ve Naganol
- T. gambiense
o Surra hastalığına neden olur.
o Tabanus stomaxis haematobia gibi sokucu sineklerle nakledilir.
o Kuluçka süresi 4-13 gün olan bu hastalık tedavi edilmediğinde atlar için daima öldürücüdür.
o Vücut sıcaklığında artış yürümede güçlük ve iştahsızlıkla başlar. Belirtiler zamanla ağırlaşır.
o Nabız hızlıdır ve genital organlarla karın altında ödem ve ürtikerler ortaya çıkar. Mukozalar hiperemiktir bazen hemoraji de görülebilir.
o Teşhis tedavi nagana hastalığında olduğu gibi.
- T. rhodesiense
- Uyku hastalığına neden olur.
- Glossina türleriyle taşınır.
- Gambiense enfeksiyonuna benzer. Fakat bunlarda hastalık daha hızlı ve daha tehlikelidir.
- Çeçe sinekleri tarafından taşınır.
- Hızlı seyreden bir hastalık olduğundan kan frotileri ve lenf yumrularında tespiti daha kolaydır.
- T. congolense
o Afrikada hayvan nagana hastalığı etkenlerindendir.
o Vektörleri glossina türleridir. Konak hayvanların kanlarında bulunur.
o Nagana hastalığı sığırlarda çok patojen olup akut ve kronik bir seyir gösterir. Erişkin sığırlar daha duyarlıdır.
o Semptomlar diğer trypanasoma türlerinde olduğu gibidir. Sinirsel semptomlar görülmez.
- T. vivax
o Souma hastalığına neden olur.
o Sığırlar için önemli bir tür olup T.congalense den daha az patojendir.
o Parazitler kan ve lenf dolaşımında bulunur.
o T.brucei ve T.congalense ile miks seyredebilir.
o Semptomlar paranagana hastalığına benzer.
- T.cruzi
o chagas hastalığının etkenidir.
o Özellikle insanlarda hastalık oluşturur.
o Kandaki şekilleri trypomastigot, doklardaki şekli amastigot formdur.
o Daha çok çizgili kas ve kalp kasına yerleşir 2 yaşın altındaki çocuklarda hastalık meydana getirir.
o Triatıma ve rhodnius soylarına bağlı uçan tahtakuruları vektördür.
o Mikroskopta kan muayenelerinde zor görünürler. Bu yüzden zenginleştirerek muayene etmek gerekir.
- T.equiperdum
o Atlarda durin hastalığının etkenidir.
o Amerika ve avrupa bu hastalıktan eradikedir.
o Hem doku hem kan paraziti ancak her zaman kanda rastlamak zor.
o İhbari mecburi olup hasta hayvan öldürülür.
2. Soy: Leishmania
- Omurgalılarda amastigot, omurgasızlarda promastigot formda bulunurlar.
- Vektörleri philobotomus soyuna bağlı sineklerdir.
- Hücreiçi parazitlerdir. Konak hücresi içinde ikiye bölünerek çoğalır.
- Sitoplazmasında bir çekirdek ve önünde enine çizgili bir kinetoplast yer alır.
- Vektörlerin bağırsağında promastigot formda olan parazit buradan özefagus ve farinkse gelir. Kan emme esnasında duyarlı konaklara bulaşır.
- Deri ve iç organlar olmak üzere iki yerde leishmaniosis şekillenir.
- Deri leishmaniosisinde sineğin soktuğu yerde papül şekillenir. Derinin kısımlarına dağılmaz. İç organlarda şekillenenlerde ise parazit kan yoluyla diğer organlara dağılabilir.
- Leishmania tropica tropica
o İnsanlarda şark çıbanına neden olur. Enfekte tatarcığın kan emdiği yerden promastigot formları vücuda girer ve makrofajlar tarafından fagosite edilmesiyle amastigot forma dönüşür.
o Hücre içinde çoğalıp hücreyi patlattığından burada zamanla doku hasarı oluşur ve lezyonların merkezi zamanla nekroze olur.
o Lezyon üzeri kahverengi bir kabukla örtülüdür. Dokunulmazsa 1 yılda kendiliğinden iyileşir ve az bir iz
bırakır. Eğer kurcalanırsa yara kendiliğinden genişleyerek yerinde kalıcı belirgin bir iz bırakır.
- Leishmania donovani
o İnsan ve köpekte kala azar hastalığını meydana getirir. İç organ leishmaniosisi deri üzerinde siyah renkli alanlara yol açar.
o İnsanlarda mortalite oranı oldukça yüksek bir türdür.
o Birkaç aylık kuluçka döneminden sonra tatarcığın soktuğu yerde bir papül şekillenir. Bu papül kısa sürede kaybolur. Düzensiz dalgalı ateş görülür.
o Anemi zaafiyet hepatosplenomegali görülür.
o Kesin teşhis hastadan alınan örneklerden froti yapılıp giemsa ile boyanıp mikroskop muayenesi yapılmasıyla koyulur.
Retortamonadida
- 2-4 arasında flagelluma sahiptir. Patojen değildir.
- Retortamonas ovis
o Armut şeklinde olup bir posterior birde anterior olmak üzere 2 flagellumu vardır. Kistleri de armut şeklinde.
- Retortamonas intestinalis
- Chilomastix mesnili
- Armut şeklinde olup önde çekirdeğe yakın stostomal yarığa ve 4 flagelluma sahiptirler.
Diplomanadida
Dizi altı: enteromonadida
- Enteromonas hominis
- Üç anterior bir posterior flagellumu var. Kis oluşturur. İnsan ve hayvanların sekumunda bulunur.
- Enteromonas intestinalis
- Tavşan bağırsaklarında yaşar. İkiside patojen değil.
Dizialtı: Diplomonadina
- Hexamaatidae:
- Hexamita meagridis:
- 8 kamçılı ve 2 çekirdeklidirler. 6 sı anterior ve 2si posterior.
- Destekleyici organel olarak 2 adet axostyl e sahiptir. Özellikle kanatlılarda parazitlenir.
- Özellikle hindilerde görülen bir türdür.
- Hexamita columbae:
- Özellikle güvercinlerde parazitlenir. Koruyucu olarak tavuk ve hindileri birbirinden ayırmak gerekir.
- İki türde kanatlılarda kataral enteritise neden olur.
- Giardia duodenalis / agalis / muris / psittaci / ardea:
- 2 anterior 2 posterior 2 lateral 2 ventral flagellum yer alır.
- Ağız yoluyla alınan kistleri hastalık oluşturur. Bağırsaklara tutunmayı sağlayan çekmenleri mevcuttur.
- Bağırsak yüzeyine tutunup hücre içine girmez.
- Genç çocuklarda ishale neden olur. Bağırsak epiteline tutunduğu için yağ emilimini engeller. Bu yüzden belirtileri
arasında ishalin yanında yağda eriyen vitaminlerde de eksiklik görülür.
- Teşhisi taze dışkılarda trophozoit formları görülebildiği halde, bekletilmiş dışkılarda kistleri görülür.
Trichomonadida
Monocercomonadidae
Histomonas
- Doku formları amoboid hareketli bağırsak formları ise flagellumludur.
- Histomonas meleagridis:
o Hindilerde histomoniasis (karabaş hastalığı) etkeni.
o Kozmopolit bir tür olup hindilerin yanında bulunan diğer kanatlılara da bulaşma riski var.
o Yerleştiği dokuya göre farklı şekillerde olabilir.
o İnvazif Dönem: sekum ve karaciğer de yeni oluşan lezyonların etrafında bulunurlar. Pseudopodlarıyla hareket ederler.
o Vejetatif Dönem: biraz eskimiş lezyonların etrafında bulunur. Bir araya gelerek kümeler oluştururlar ve bulundukları dokunun parçalanmasına neden olurlar.
o Rezistans Dönem: tek tek yada kümeler halinde bulunurlar. Bazen makrofajların içinde bulundukları da gözlemlenmiştir. Etrafı zarla çevrilidir.
o Flagellumlu Dönem: sekum boşluğunda bulunurlar şekil itibariyle amipe benzer. Dalgalı zar ve axostyl olmadığı için trichomonas türlerinden ayrılırlar.
o Parazitin kist formu olmadığından dışkıyla atılan trofozoitlerin kısa süre içinde alınması sonucu enfeksiyon gelişir.
o Üç haftalığa kadar palazlar kısmen dayanıklıdır. Geri kalan her yaşta hindide bu parazite rastlanabilir.
Trichomonadidae
Tritrichomonas
- tek çekirdekli 4-6 flagellumlu parazitlerdir.
- Flagellumlardan birisi arkaya doğru uzanarak dalgalı zar oluşturur. Diğerleri önde yer alır.
- Tritrichomonas foetus:
o Sığır genital organlarında parazitlenir. Aborta neden olur.
o Cystostomu vardır.
o İneklerde vagina ve uterusa boğalarda preputium ve penise yerleşir.
o Vektörü yoktur. Kontak yolla bulaşır.
o Gebe olmayanlarda vagina da 2-3 hafta içinde çoğalır ancak belirgin bir vaginitis oluşturmazlar.
o Gebe olanlarda vaginadan uterusa ilerleyerek burada endometritis e neden olur. Abortus görülür.
o Hiç gebe kalmamış düveler ile hastalığı daha önce hiç geçirmemiş olan inekler hastalığa karşı duyarlıdır.
- Tritrichomonas equi
- Tritrichomonas suis
- Trichomonas gallinae:
- Esasen güvercin parazitidir. Diğer kanatlılarda da görülebilir.
- Annelerden yavrulara kusmuk yoluyla bulaşır.
- Hasta hayvanlarda boğaz ve farenkste yangı ve ülser şekillenir.
- Trichomonas vaginalis:
- Kadınlarda vagina, erkeklerde prostat ve ürethraya yerleşir.
- Vaginitis, kaşıntı ve akıntı görülür.
- Enfekte anneden bebeğine geçebilir. Kontak yolla bulaşır.
- Vagina akıntısı ve idrarda parazitlerin görülmesiyle yapılır.
- Trichomonas tenax:
- Tetratrichomonas ovis
- Pentatrichomonas
Sarcodina
Lobosea
- hücre zarı plasmalemmadan ibarettir.
- Pseudopodları var.
- Eşeysiz olarak ikiye bölünerek çoğalır.
- Kist oluşturur. Bulaşma bu kistlerle olur.
Amoebida
Entamoebidae
- Durgun sularda toprakta çürümüş yapraklarla örtülü yerlerde bulunurlar. İkiye bölünerek çoğalır.
- Omurgalı ve omurgasızların sindirim kanallarında yaşayan parazitlerdir.
Entamoeba histolitica
- Konakta prekist kist metakist ve trofozoit şekilleri görülür.
- Bulaşma olgun kistlerin ağız yoluyla alınmasıyla olur.
- Bağırsakta kistlerden metakistler oluşur. Bunlar bölünerek 8 adet kistik trofozoitleri meydana getirir.
- Patojen formu magna, dokularda bulunur. Eritrositleri fagosite ederler.
- Apatojen formu minuta
- Barsaklarda, kistlerden metakistler (genç amipler) oluşur. Bunlar bölünmek suretiyle 8 adet metakistik trofozoitleri meydana getirirler. Bunlar da kalın barsaklarda normal trofozoit haline gelirler. Trofozoitler ikiye bölünerek çoğalmalarını sürdürürler.
- Tedavi metronidazol
Entomoeba coli:
- Apatojen insan ve hayvanlarda sekum ve kolonda bulunabilir.
- E.histolitica dan büyük olmasıyla ayırt edilir.
- Sitoplazmalarında eritrosit bulunmaz, diğer bağırsak protozoonları, bakteri, nişasta bulunabilir.
- Kistleri yuvarlak ve 8 çekirdeklidir.
Soy: Endolimax
Tür: Endolimax nana
- İnsan ve hayvanlarda bulunan en küçük amiplerdir. Olgun kistleri oval ve ince cidarlı olup 4 çekirdeklidir.
Soy: Iodomoeba
Tür: Iodomoeba butschlii
- Trofozoit ve kistleri tek çekirdeklidir.
- İnsan domuz ve bazı maymın türlerinin bağırsaklarında bulunur.
- Apatojen olarak kabul edilir
Soy: malpighamoeba
Tür: malpighamoeba mellifica
- Arılarda görülür.
- Ağız yoluyla alınan bu parazit, işçi arının sindirim sisteminde açılarak malphigi tüplerine giderek buradaki epitel hücrelerini tahrip eder.
- Hızlı yayılır. Enfekte arılarda zayıflama görülür.
2.dizi Schizopyrinida
- Amoboid hareket yaparlar tek çekirdeklidir. Promitoz bölünmeyle çoğalırlar.
Aile: wahlkamphidae
- Bu ailedeki amipler tatlı ve durgun sularda serbest yaşar.
- Naegleria soyuna bağlı türler insanda meningioensephalitise neden olabilir.
Soy: Naegleria
- trofozoit ve kistleri tek çekirdeklidir.
- Bulaşmaya neden olan kistleri tek çekirdeklidir.
Tür: Naegleria fawlori
Naegleria gruberi
- Bu türler primer amibik meningioensephalitise neden olabilirler.
- Dezenfekte edilmemiş yüzme havuzları ve kaplıcalarda kistlerin intranazal alınmasıyla bulaşur.
- 5-6 günde enfeksiyon gelişir daha sonraki 3 gün içerisinde koma ve ölüm gerçekleşir.
- Teşhis otopsidebeynin gri ve beyaz maddesinde akut yangısal değişikliklerin görülmesiyle karakterizedir.
- Amphoterisin – B tedavisinin sonuç verdiği bildirilmiştir.
Tür: Pneumocystis carini
- Fırsatçı amipler olup, beslenme bozukluğu, prematüre doğum, kortizon alınması, organ transplantasyonu gibi durumlarda sekonder enfeksiyonlara neden olan bir tür.
- Solunum yoluyla bulaşır. Akciğerlerde gelişip çoğalır.
- Trofozoit kist ve prekist formları vardır.
- Teşhis röntgende akciğer parlaklığının azalması, bronkoalveoler-trahea aspirasyon sıvısının mikroskobik muayenesi ile olur.
Tür: Blastocystis hominis
- Bazı hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkar, endodygoni yoluyla çoğalırlar. Pseudopodlarıyla hareket ederler.
- İshalli olgularda amoboid formları görülür. 40’lık objektif sahasında 5 den fazla olması ishalin bunlardan kaynaklandığını gösterir.
- Metronidazol
Apicomplexa
- Bütün türleri parazit.
- Her telden 4500 türü var (omurgalı/omurgasız, hücre içi / hücre dışı)
- Hedef hücreye girerken ortaya çıkan apical komplexlerinin olması bunları özel yapar.
Apical Complex (ön uçta uzama)
- Konoid: hücreye girmede ilk kullanılan organel
- Kutup halkası: üzerinde hedef hücreyi bulan reseptörler var.
- Rhoptri: girecekleri yeri eritmek için kullanılan enzim depolarıdır.
- Micronem: harekette görecli kas lifleri
- Subpelliculer micrutubuli: iskelet görevinde, metabolizma artıklarını dışarı atar.
- Hücre içine giren protozoonda bu yapılar kaybolur ve parazit yuvarlak bir hal alır.
Çoğalma:
- Sporogoni dönemi konak ara konak veya serbest tabiatta geçebilir.
- Sporogoni doğada geçerse oocystler kalın cidarlıdır. Ara konakta şekillenirse, ince cidarlı ookinet oluşur.
- Sporogoni sonucu oocyst içinde sporocyst ve sporozoitler şekillenir.
- Hareketli olan ookinet hücre içine girerek, sporogoni dönemini geçirir ve çok sayıda sporozoit meydana gelir.
- Sporozoitler apicomplexa türlerinin enfektif şekilleridir.
Sınıf: Sporozoea
Sınıfaltı:: Coccidia
Genellikle omurgalılarda parazitlenir.
Dizi: Eucoccidiida
Dizi bölümü: Adelina
- Gelişme esnasında makro ve mikro gametler bir arada bulunur.
- Sporozoitleri ince bir pellicula ile çevrilidir. Monoxen veya heteroxen gelişebilirler.
Aile: Haemogregarinidae
- Zorunlu 2 konaklı ve zigot hareketlidir.
- Schizogoni dönemi omurgalıda, syngami ve sporogoni dönemleri ise omurgasız ara konakta geçer.
Soy: Hepatozoon
- Şizogoni dönemi omurgalıların iç organ endotel hücreleri ile makrofaj hücreleri içerisinde geçer.
- Gametositleri omurgalıların lökosit ve monositlerinde bulunur.
- Syngami ve sporogoni omurgasız ara konağın özellikle sindirim sisteminde geçer.
- Bazı kene acar sinek ve bit türleri vektördür.
- Sporogoni sonucu oluşan sporocyst sayısı oldukça fazla, sporocystler içinde çok sayıda sporozoit vardır.
Hepatozoon canis:
- Bir kan protozoonu olup, köpeklerde parazitlenir.
- Rhipicephalus sanguineus biyolojik vektördür.
- Yutulan vektör bulaşması şeklinde
- Şizogoni köpeğin karaciğer ve dalak endotel hücrelerinde geçer.
- Olgun şizontları 30-40 nükleusludur
- Merozoitler nötrofil ve monositlerde gelişmelerini sürdürerek gameto sitleri oluşturur.
- Kene bağırsağında gametositlerden gametler oluşur. Daha sonra gametler birleşerek, zigot meydana gelir.
- Zigotun gelişmesi ile ookinet içinde sporogoni sonucu 30-50 sporocyst her sporocyst içinde de 16 adet sporozoit oluşur.
- Enfektif sporozoitler köpeğin keneyi yemesiyle bulaşır.
Aile: Klossiellidae
- Bu ailedeki türlerde mikro ve makro gametler yan yana bir arada bulunur.
- Zigot hareketsiz olup monoxen parazitlerdir.
Klossiella:
- Genellikle memelilerde parazitlenir.
- Monoxen gelişir.
- Konak hayvanların böbreklerinde enfeksiyona neden olur. (tek tırnaklılar için önemli)
Klossiella equi
- Tek tırnaklı hayvanların böbreklerinde brown kapsülü ve proximal kaosüllerin endotel hücrelerinde şizogoni, henle borusu epitellerinde gametogoni ve sporogoni geçirir.
- Oluşan oocyst içinde 40 sporocyst ve her sporocyst içinde de 8-12 sporozoit bulunur.
- İdrarla atılan oocystlerin ağız yoluyla alınması sonucu bulaşır.
- Bağırsakta açığa çıkan sporozoitler kan yolu ile böbreklere gelerek gelişimlerini sürdürürler.
- Patojen olduğu ileri sürülmekle birlikte klinik semptom ve rahatsızlıklara neden olmaz.
Genel Cerrahi
Yara: travmatik nedenlere bağlı olarak yumuşak doku bütünlüğünün bozulmasıdır.
o keskin sivri cisimler
o küt travmalar
o ateşli silahlar
o Trafik kazaları
o Böcek yılan sokmaları
Yara tipleri
o Kesik yaraları
o Sivri cisim yaraları
o Yırtık yaraları
o Ateşli silah yaralanmaları
o Operasyon yaraları
o Yüzeysel yaralar
o Derin yaralar
o Perfore yaralar
Yaralarda klinik görünüm
o Lokal semptomlar
o Genel semptomlar
o Görevsel semptomlar
o Uzak semptomlar
Prognoz
o Yara büyüklüğü
o Aseptik / septik
o Yüzeysel derin yada perfore oluşuna
o Oluştuğu bölgeye ve nedenine göre değişir.
İyileşme dönemleri
o İnflamasyon / debridement
o Fibroplasi
o Epitelizasyon
o Kontraksiyon
o Skar olgunlaşması
İyileşme tipleri
o Birinci derece iyileşme: hızlı sikatrizasyon, yapışma, iyileşme
o İkinci derece iyileşme: granülasyon oluşumu, irinleşme, iyileşme
o Karışık iyileşme
o Kabuk altı iyileşme
o Anormal granülasyon ile iyileşme
İyileşmeyi etkileyen faktörler
o Ensizyon tipi, travmanın yaygınlığı
o Enfeksiyon varlığı
o Hemostasis
o Akıntı olup / olmaması
o Dikiş materyali ve dikiş tipi
o Yarada organik materyal olması
o Genel durum
o Beslenme durumu
o Kansızlık
o Kardiyovasküler sistem hastalıkları
o Ortamın ısısı
o Başka bir enfeksiyon varlığı
Ulkus
o Doku kaybı ile deri ve müköz membranları kapsayan lezyonlardır.
o Kendiliğinden iyileşmez, doku kayıplı yeni veya eski yaralardır.
Klinik görünüm
o Çoğunlukla kenarları zımba ile delinmiş gibidir.
o Farklı renk ve kıvamda irinleşme vardır.
o Yangı belirtileri olur.
o Kenarları az çok şişmiştir.
o Ulcus callosum: kenarlar bağdokumsu katı
o Ulcus atonicum: uzun süre aynı şekil ve durumda
o Ulcus phagadenicum:hızlı destruksiyon
o Ulcus sinosum: oluşan yıkımlanma kenarların altını oyarak ilerler
o Ulcus serpens: bir tarafta destruktif bozukluklar, diğer tarafta iyileşme var
o Ulcus fungosum: ulkusun boşluğu hızla gelişen bir granülasyon dokusu ile dolar ve bunlar mantar gibi deri yüzeyini aşar.
Ulkus tedavi
o Ana etkenin giderilmesiyle tedavi sağlanabilir.
o Bu amaçla anestezik pomatlar kullanılabilir.
o 1/3000 zolfan, 1/500 – 1/1000 likitin kompresi ve antibakteriyel pomatların kullanılması.
o Atonik ulkuslarda plasenta uygulaması denenebilir.
Fistül
o İçerisinden doğal yada patolojik bir akıntı gelen dar ve boru şeklindeki yaralara denir.
o Doğuştan olanları gelişme sırasındaki bir anomaliden ileri gelir.
o Sonradan oluşanlar patolojiktir. Tam yada Kör
o Akıntıların karakterine göre
İrinli: irinli bir yangı veya mortifiye dokular sonucu
Sekret: salya bezleri, salya kanalları, gözyaşı bezi, meme funikulus spermaticus yaralanmaları sonucu şekillenir.
Ekskret: barsak, rektum, idrar kesesi veya üretranın doğal yollar dışında dışarıyla ilişkisini sağlayan travmalar sonucu oluşur.
Klinik görünüm:
o İrinli fistül: evcil hayvanlarda çok görülür. Kör.
o Dış delik deri epitelizasyonu nedeniyle çok küçük ve kenarları az çok katılaşmıştır. Fistül kanalı dıştan içe doğru uzanır. Derinliği parmak stile oluklu sonda ve S şeklindeki sondalarla muayene edilir.
o Kanal sayısının arttığını veya farklı fistüllerin aynı kanala açılıp açılmadığını anlamak için fistül içine renkli sıvılar enjekte edilmeli
o Sekret ve ekskret fistülleri tam fistüllerdir ve açıldıkları organların içeriklerini dışarıya boşaltırlar.
Tedavi
o Öncelikle fistül içeriğinin boşaltılıp dezenfekte edilmesi ve asıl etkenin ortadan kaldırılması gerekir.
o Eskimiş fistüllerde epitel tabakasıyla örtülmüşse koterize edilerek veya irkiltici maddelerin enjeksiyonu ile yıkımlanmalıdır.
o Semptomatik fistüllerde neden olan yabancı cisim veya nekrotik odağın çıkarılması zorunlu olur.
Apse
o Yangının enfekte olmasıyla oluşur. İrinin herhangi bir yerde birikerek şişkin bir kitle oluşturmasıdır.
Nedenleri
o Lokal nedenler: travmalar, deri, doku enfekte yaraları
o Sistemik nedenler: kan ve lenf dolaşımındaki bakteri ve parazitler
o Mikrobiyal nedenler:
o Paraziter nedenler
o Yabancı maddeler
Akut apse
Olgunlaşmamış bir apsede dalgalı irin kitlesi ve bunu saran kapsül olmak üzere iki kısım vardır. Olgun apseler bazen dış ortama açılarak fistülleşirler.
Kronik apse
Klinik Görünüm
o Pigmentsiz yerlerde kızarıklık
o Sıcaklık artışı
o İçerisinde irin bulunan ağrılı bir şişkinlik
o Fonksiyon kaybı
o Deride gerilme
o Kıllarda dikleşme
o İştahsızlık
o Halsizlik
o Beden ısısında artış
o Kilo kaybı
Ayırıcı tanı
o Kist: yavaş gelişir, her yeri aynı şekilde fluktuasyon gösterir.
o Hematom: travmatiktir, aniden şekillenir, krepitasyon, sıcaklık ve ağrı yoktur, deri elastik değil
o Fıtık: yangı belirtileri yok, reddedilme özelliği var.
Tedavi
o Olgunlaşmamış apseler için; sıcak su, antiseptik banyo ve kompresler ve olgunlaştırcı pomatlar kullanılır.
o Olgunlaşmış apselerde;
o derinin kılları kesilirek dezenfekte edilir,
o en alt kısmından açılarak drenaj yapılır.
o Ölü dokular kürete edilerek çıkarılır.
o Ilık su ve antiseptik ile yıkanır.
o Geniş spektrumlu antibiyotik ve ağrı kesiciler verilir.
Kronik apse:
o Akut apseye neden olan etkenler tamamen ortadan kalkmadıysa kronik apse ortaya çıkar.
o Subakut kronik yangıların etkisiyle yavaş yavaş gelişirler ve yangı belirtileri daha hafif görülür.
Nedenler
o Sıcak apseye ek olarak
o Tekrar eden irkilti ve travmalar
o Basınçlar
o İyileşmeyen yaralar
o Nüks eden piyojen enfeksiyonlar
o Paraziter irritasyonlar
o Enfekte yabancı cisimler cerrahi pratiğinde kronik apse oluşumunun en sık nedenidir.
Klinik görünüm
o Katı soğuk apse
irin miktarı az çeper kalın
Kıvamları sert
İrkilti etkisiyle sıcak apseye dönüşebilir.
o Yumuşak soğuk apse
İrin çok çeper ince
Yumuşak
Kistlerin irinleşmesinden oluşurlar
Fluktuasyon
Hafif derecede ağrı ve sıcaklık
Alt tarafında öden vardır.
Ayırıcı Tanı
o Katı olan apseler tümörle
o Yumuşak olan apseler kistlerle karışabilir
o Deneysel punksiyonla tanı konur
Tedavi
o Katı apselerde cerrahi aperasyon
o Yumuşak apselerde, sıcak apselerde olduğu gibi açılır
o Postoperatif genişspektrumlu antibiyotik kullanılır.
Gangren:
o Dokuların lokal olarak ölümüdür. Yavaş gelişimine nekrobiyoz denir
o Yumuşak doku ölümüne mortifikasyon, katı dokuların ölümüne nekroz denir.
o Yumuşak dokularda ölen doku artıkları eskar, sert dokulardaki ölen doku artıkları sekester olarak adlandırılır.
Türleri
o Kuru gangren (gangrene sicca)
o Yaş gangren(ganren humida)
Klinik görünüm ve seyri
o Dokuların ölüm dönemi
Kuru gangrende: yumuşak dokularda ölü kısımlar kurur ve sertleşir. Venöz hiperemiden dolayı mavimsi kırmızımsı bir renk görülür. Üzerine vur tahta sesi gelir. Kemik nekrozlarında ise metalik bir ses gelir.
Yaş gangrende: dokular morarır, hacimleri artar. Kıllar kolayca yolunabilir
o Eskar ve sekesterin ayrılması ve atılması
Ölmüş doku kısımları yabancı cisim etkisi yapar ve canlı dokular tarafından ayrılıp atılır. Sağlam ve ölü doku arasında irinleşme ve yüzyden derine doğru ilerleyen bir oluk şekillenir. Devamında eskar veya sekester sağlam dokulardan ayrılır. Doku kayıplı yara oluşur.
Sikatrizasyon dönemi
Atılan dokunun yerine granülasyon dokusu oluşmaya başlar. Yüzlek olan deri nekrozlarında epitel katı eskarın altında gelişir ve kabuk altı iyileşme olur.
Eskar atıldığı zaman yaranın üzeri ince bir epitel katıyla örtülmüş bulunur.
Tanı
o Kemik nekrozuyla osteomyelitis purulenta birbirine karışır. Kemik nekrozunda soda kemik içine girmez sert bir tabanda durur.
o Osteomyelitis purulentada sonda kemiğe kolayca girer ve çıtırtı duyulur.
Tedavi için etkenin ortadan kaldırılması ve atılmayan nekrotik dokunun operasyonla alınması gerekir.
Yanık türleri
Yüzeysel yanıklar
Sadece derinin en dış katmanı etkilenir.(I. Derece yanık)
Parsiyel kalınlıktaki yanıklar
Epidermis ve dermisin süperfisyel katmanını kapsar(II.derece yanık)
Tam kat yanıklar
Epidermis dermis ve subkutan dokuları kapsar (III. Derece yanık)
o acil yanıklar
hasta bakımı 3 aşamaya ayrılır.
Hastanın varışından 36 saate kadar:
İlk muayeneye genel fiziki durum, sistemik bozukluk, vücut ve yüzeyin etkilenme miktarı, buna ek olarak bulunan lokal hasar değerlendirilir
CO ve CO2 zehirlenmesine karşı youğun bakımda %100 O2 verilmeli
Ağrıyı azaltmak için yanık alana direk soğuk uygulanmalı, ıslak havlu ve soğuk su kullanılabilir.
Köpekte oksimorfin tek başına veya asetilpromazin ile kombine olarak, kedi de diazepam ve ketamin uygulanabilir.
Yanık dokudaki hücre yıkımlanmasına bağlı hiperkalemi görülür.
Yanık bölgesindeki kıllar traş edildikten sonra, povidon iyodür ile yıkanır, florokinolonlar kullanılır.
36 saat 5 gün arası bakım
Bu dönemde, pulmoner problemler, hemodinamik stabilite, yanık yaralarının uygun bakımı, ağrı ve anksiyetenin kontrolü gibi problemler olur.
Bu dönemde çok fazla sodyum kaybı olmadığından %5 glukoz ve az miktarda sodyum içeren sıvılar endikedir.
Yanıklar immunitenin bozulmasına neden olduğundan yara bakımında önemli komplikasyonlar olabilir.
1 haftadan sonraki bakım
İyileşmenin sağlanabilmesi için yeterli besin desteğinin sağlanması gerekir.
Pulmoner enfeksiyonlar ve respiratorik akut distres sendromu bu dönemde mortalitenin en önemli nedeni
Hastanın dolaşmasına izin verilir. Yarası açılıp temizlenir, temiz çevre ve rahat uyku sağlanır.
Donma
o Dokular üzerine şiddetli ve sürekli soğuğun etkimesiyle oluşur.
o Çoğunlukla lokal olarak şekillenir. Ekstremitelerden başlar.
o Şiddetli ve batıcı ağrı, bölgede kansızlık, sıcaklığın düşmesi, hissizlik başlıca bulgulardır.
o Donma sonucunda ölen dokuda kuru gangren veya mumifikasyon olur ve soyulur.
o Kan dolaşımını sağlamak için 20 dk ılık su ile ısıtılır.
o Analjezik uygulanabilir.
o Nekrotik ve canlı dokuların ayrımı devam edene kadar bu tedaviye devam edilebilir.
Fıtık
Karın Fıtığı
o Travmatik veya mekanik etkiler sonucu karın bölgesinde sonradan oluşan başka bir delikten karın iç organlarının bir veya birkaçının dışarı çıkarak deri altına yerleşmesi.
I. Dönem
24-48 saat
Karın çeperinde hacmi değişik az ağrılı veya ağrısız fluktasyon gösteren bir şişlik oluşur.
II. Dönem
5-6 gün
Hemoraji ve serum birikmesi sonucu şişlik
Çevre dokularda ödem şekillenir.
III. Dönem
Şişlik merkezi dalgalı periferi serttir
Alt taraftaki ödemden dolayı apse ile karıştırılır.
IV. Dönem
2-3 hafta sonra
Yangı yok, fıtıklaşan organ reddedilebilir. Fıtık deliği palpe edilebilir.
*Bütün dönemlerde kompressibilite ve reponibilite vardır.
II. Ve III. Dönemlerde hematom ve apse ile karıştırılabilir.
Prognoz:
o Fazla hacimli fıtıklarda prognoz kötü, bunun dışında erken teşhis tedavi getirir.
o Tedavi:
o Operasyonla düzeltilir.
Göbek Fıtığı
o Karın boşluğu organlarının göbek deliğinden deri altına toplanması, fıtıklaşan organ ince bağırsak veya omentum olabilir.
o Göbek kisti ile karıştırılabilir. Kist göbek kordonunda meydana gelir.
o Deneysel punksiyonla kesin teşhis konabilir.
Prognoz
o Hayvanın yaşına ve fıtık deliğinin küçüklüğüne bağlıdır.
Tedavi
-Kansız yöntem
Bandaj: fıtığı içeri kaktır üzerine yastık vb. Birşey koyarak fıtığı karın boşluğuna geri itecek basınç sağlanır ve sarılır.
Bu yöntem gelişimini tamamlamış hayvanlar ve reddedilmeyen fıtıklarda kullanılamaz.
İrkiltisel ve vezikan pomatların kullanımı
Kaso uygulaması
Bağlama ve dikme
-Kanlı yöntem
Kasık fıtığı
o Bağırsak, omentum, idrar kesesi, uterus gibi karın organlarının (özellikle ince bağırsakların) canalis inguinalis içerisinde bulunan vagina peritonealise girmesiyle oluşur.
o Fıtıklaşan organlar kasık kanalında kalırsa hakiki fıtık, vagina peritonealisin dip kısmına uzanıp scrotum hacmini arttırarak aşağıya doğru sarkıtırsa hernia scrotalis adını alır.
o En çok atlarda, erkek domuz ve köpeklerde ender olarakta iğdiş ve erkek sığırlarda görülür. Rudimenter inguinal kanal oluşmuş bulunan dişi köpeklerde görülebilir.
Arthritis
Eklemi oluşturan anatomik yapıların yangısıdır.
o Travmatik (seröz)
o İnfeksiyöz (bakteriyel)
o Gelişim (yaşlılık) ile ilgili dejeneratif arthritis(oseto arthritis, dejeneratif eklem hastalığı DJD)
Klinik bulgular
Genel de tüm arthritis tiplerinde aynıdır
o Topallık
o Eklemde şişkinlik
o Eklemde sıcaklık artışı
o Pasif hareketlerde ağru
o Eklem hafif fleksiyon pozisyonda tutulur
o Ekleme yaptırılan hiperfleksiyon girişiminde şiddetli ağrı ve hastanın reaksiyonu belirgindir.
o İnfeksiyoz arthritis olgularında, peri artiküler ödematöz şişkinlik, bazı vakalarda purulent içeriğin aktığı fistül.
Tedavi:
o Kısa sürede eklemi normale döndürmek, baskı altındaki eklem kıkırdağının DJD’ye dönüşmemesi için yangısal olayları zamanında tedavi etmek amacıyla yapılır.
o İstirahat ve hareketsizlik
o Fizyoterapi
o DMSO (dimetil sulfo oksit)
o Eklem lavajı
o İntraartiküler kortikosteroidler
o Non-steroid antiinlamatuvar lar ve kondroprotektanların uygulanması.
Hipertrofi: bir doku veya organın hacminde tümöre bağlı olmayan artıştır.
Hiperplazi: bir doku veya organın hücre sayısında ki artıştır. Bununla birlikte organın hacminde büyüme olabilir.
Kemik hiperplazileri: periostun kronik ossifiye yangısında görülür.
Atrofi: Dokuların, organların veya bütün vücudun hücrelerin, sellüler proliferasyonun bozulması, sellüler hacmin azalması, basınç, iskemi, malnutrisyon, fonksiyon azalması veya hormonal değişikliklerle ölümü ve reabsorbsiyonu ile yıkımlanmasıdır.
Lokalize kas atrofisi: paralizislerde veya uzun süre bandajda kalan kas bölümlerinde görülür.
Nörolojik kas atrofisi: çoğunlukla atlarda n. Supraskapularisin paralizisine bağlı oalrak görülür.
Kas kalsifikasyonu: kalsiyum tuzlarının dejenere kas dokusunda birikmesi sonucu ortaya çıkar.
Kaslarda ossifkasyon: kas konnektif dokusunda kemik oluşumudur. Uzun kemik kırıklarında periostun yer değiştirmesi ile metaplazi sonucu görülür.
Dilatasyon: içi boş organların veya kanal sistemlerinin her yönlü düzenli genişlemesine denir.
Diverticulum: içi boş organların veya kanal sistemlerinin tek yönlü genişlemesine denir.
Stenoz: boru şeklindeki organlarla kanalların daralmaları olayına denir.
o Obturasyon stenozu (tıkanmaya bağlı)
o Basınç stenozu (organ çevresinde anormal kitle)
o Sikatrisyel stenoz veya striktür (post operatif gelişir)
o Spastik stenoz (fonksiyonel bozukluğa bağlı oluşur)
o Etkenin ortadan kaldırılması tedavide kullanılan en bilindik yöntem.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)