29 Ekim 2014 Çarşamba

VETERİNER HEKİMLER VE BEŞERİ HEKİMLER TEK SAĞLIK KONSEPTİNE DÖNMELİ


Son yıllarda zoonoz hastalıkların, sık sık tekrar ediyor olması, bunların tüm dünyada hayvan sağlığını olduğu kadar insan sağlığını da etkilemesi, hem ulusal hem de uluslararası otoriteleri alarma geçirmiştir.

Kuş gribi salgınının insanlarda oluşturduğu endişe nedeniyle ve gelecekte insanlığı bekleyen olası sağlık tehditlerinin önüne geçilebilmesi adına, dünyanın belirli bölgelerinde hem insan sağlığı hem de hayvan sağlığı ile ilişkili olan meslek dallarının zoonoz hastalıklarla ilgili ortak çalışmalar yürütülmesi için meslekleri yakınlaştırıcı faaliyetler gerçekleştirilmektedir.

Son günlerde bu konuda; temellerinin daha 1800’lü yıllarda atıldığı “tek tıp/tek sağlık konsepti”nin tekrar gündeme gelmesi söz konusu. Veteriner hekimler ile beşeri hekimlerin özellikle zoonoz hastalıklar konusunda mücadele programları hazırlaması ve zoonoz hastalıklarla ilgili toplum bilinci oluşturması hedef alınarak, bu konudaki çabalar yasal bir zemine oturtulmaya çalışılmaktadır.
Tek Tıp/Tek Sağlık-One Medicine terimi; “İnsan ve hayvan sağlığına hizmet eden veteriner hekimleri, beşeri hekimleri ve diğer sağlık profesyonellerini kapsayan bir terim olmakla birlikte, hayvanlardan insanlara geçebilen ve halk sağlığı açısından tehdit oluşturan enfeksiyöz hastalıkların kontrolü ile bu hastalıkların yayılımı ve evriminin anlaşılmasını sağlayan bir kavramdır” şeklinde tanımlanabilir.
Bu konsept, beşeri ve veteriner hekimlikteki teknolojik ve bilimsel ilerlemeye bağlı olarak benzer konularda veteriner ve beşeri hekimler tarafından yapılan bilimsel araştırmaların sonuçlarının bir araya getirildiğinde birbiriyle örtüşeceği görüşünü savunmaktadır. Tek tip tıp konseptinin insan ve hayvan sağlığına yaklaşımı; tüm türlerde sağlık problemlerinin çözümüne ilişkin ortak ve aktarılabilir bilgi ilişkisinin kurulmasını sağlamaya yöneliktir. Bu yaklaşım türler arasındaki ortak özelliklerden fayda sağlamayı amaçlamaktadır.

Tıp biliminin ilk yıllarında veteriner hekim beşeri hekim ayrımının yapılmadığı, bu ayrımın daha sonraki yıllarda ortaya çıktığı görülmektedir.İnsan ve hayvan hekimliği 19. yy’ da birbiriyle bağlantılı olmasına rağmen 20.yy’da hızla birbirinden ayrışmıştır. Yetmişli yıllarda destek faaliyetlerinin öncelik alanlarını değiştirmesi nedeniyle bu iki meslek grubunun tıp bilimine hizmetlerinde de değişiklikler olmuştur.

Günümüzde veteriner hekimler ile beşeri hekimlerin uzmanlıklarını, deneyimlerini ve görüşlerini paylaştığı tek alan “Halk Sağlığı” olarak kalmıştır.
Tek Tıp Konsepti yeni bir kavram değildir. Tarihi süreci içerisinde değerlendirildiğinde, patolojinin babası sayılan antropolojist, halk sağlığı destekçisi, politikacı ve Alman kökenli bir beşeri hekim olan Rudolf Virchow’ un Veteriner Hekimliğe önemli katkıları olmuştur.

Tek Tıp/Tek Sağlık-One Medicine konsepti; Gerek veteriner hekimlerin eğitimlerinin desteklenmesi gerekse et muayenesinin veteriner hekimler tarafından yapılmasının gerekliliği Virchow tarafından her fırsatta dile getirilerek veteriner hekimlik mevzuatının sağlam bir zemine oturtulması sağlanmıştır. Virchow’un hem yaşadığı dönemde, hem de günümüze kadar geçen süreç içerisinde veteriner hekimlik mesleğinin değerinin anlaşılmasında büyük katkıları olmuştur.

Rudolf Virchow’un karşılaştırmalı tıp ve tek sağlık konseptlerinin oluşumunda veteriner hekimlik mesleğine bir diğer katkısı ise; parlamentoda veteriner hekimlik eğitiminin Tarım Bakanlığının ya da Savaş Bakanlığının altında yapılmasını isteyen, veteriner hekimliği bir bilim alanı olarak dahi görmek istemeyen hukukçulara karşı verdiği mücadeledir. Bu konuda hukukçuları eğitmek adına 24 Haziran 1873’te yaptığı bir konuşmasında “Ben sadece şunu vurgulayabilirim ki veteriner tıbbı ile insan tıbbı arasında bir bariyer yoktur; olmamalıdır da zaten. Bir alanda elde edilen deneyim diğer alanın gelişmesini destekleyecektir” demiştir. 27 Haziran 1873’teki bir diğer konuşmasında da Berlin Veteriner Koleji’nin, Halk Sağlığı sorumluluğunu da üstlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Günümüzde, halk sağlığının daha iyi korunması adına; beşeri hekimlik ile veteriner hekimlik mesleklerinin birbirine yaklaştırılması düşüncesi tekrar “Tek Tıp - Tek Sağlık Konseptini” gündeme getirmiştir. 1999 yılında ABD’nde “Batı Nil Virusu” ortaya çıktığında veteriner hekimler kuşlarda toplu ölüm vakaları tespit ederken, beşeri hekimler insanlarda nörolojik belirtilerde artış olduğunu tespit etmişler, fakat iki meslek grubu arasında yeterli iletişimin sağlanamaması nedeniyle iki olay arasındaki ilişkinin tespiti için oldukça uzun bir zaman geçmesi gerekmiştir.

Dünya’da tek sağlık konsepti altında şu anda neler yapılıyor?

Eğitim Alanında Çalışmalar

Günümüzde dünyanın karşı karşıya kaldığı sağlık tehditleri tek sağlık konseptinin hayata geçirilmesini gerekli kılmaktadır. Özellikle insan (halk) sağlığı-hayvan sağlığı-ekosistem sağlığı ilişkisi konusunda yeterli derecede eğitimli kişi eksikliğini gidermek için, üniversiteler bünyesinde çeşitli eğitim programları hayata geçirilmeye başlamıştır. Bu gereksinimi karşılamak için Illinois Veteriner Koleji ile Chicago Halk Sağlığı Okulu 2004 yılında veteriner hekimlere çift diploma sunan DVM/MPH (Doctor of Veterinary Medicine/Master of Public Health) programını oluşturmuştur.
Veteriner Hekimliğin ilk dört yıllık doktora programına başlayan öğrenciler ilk yıllarında, 5 yılda tamamlayabilecekleri çift diplomaya sahip olabilecekleri Halk Sağlığı master programına başvurabilmektedirler.

Yasal Anlanında Çalışmalar

Amerikan Veteriner Birliği geçen yıl içerisinde halk sağlığının iyileştirilmesi adına, insan ve veteriner tıbbının birleştirilmesi konusunda çalışmalarına başlamıştır. Birlik nisan ayında veteriner hekimlerin, beşeri hekimlik ile ilgilenen diğer meslektaşlarıyla ortaklaşa çalışma yolları konusunda öneride bulunmak için 12 üyeden oluşan bir çalışma grubu oluşturmuştur.
Amerikan Tıp Birliği; Amerikan Veteriner Birliği ile diyaloğun geliştirilmesi, tıp okulları ile veteriner biliminin arasındaki bağın güçlendirilmesi, gözlemleme sürecinde birlikteliğin desteklenmesi ve tür bariyerleri arasında teşhis, ilaç ve aşı gelişiminin desteklenmesi adına düzenlenen “tek sağlık teşebbüsü – one health initiative” şeklindeki önerge ile veteriner birliğinin hazırladığı proje konusunda kendilerini destekleyeceklerini bildirmişlerdir.
Önerge, Haziran 2007’de Amerika Veteriner Birliği’nin Washington DC’deki toplantısında kabul edilmiştir.
American Medical News’in 13 Ağustos 2007 tarihli yayınında,“Veteriner hekimler ve beşeri hekimler: Tek tıp için birlikte çalışıyorlar (Veterinarians and physicians: Working together for one medicine) adlı makalede, beşeri tıp ile veteriner tıp birliğinin, varolan ve gelecekte ortaya çıkabilecek olan zoonoz hastalıklarla mücadelede, hem insan hem de hayvan tıbbının tek tıp birleşik grubu olarak işbirliği yapacağı belirtilmiştir.Tek Sağlık konseptinin onaylanmasına; Amerikan Tropikal Tıp ve Hijyen Birliği (ASM TH: American Society of Tropical Medical and Hygiene), Amerikan Veteriner Tıp Birliği (AV MA), Amerikan Tıp Birliği (AMA) ve 300’den fazla ünlü bilim adamı, beşeri hekimler, veteriner hekimler, nobel ödülüne sahip kişiler, hükümet liderleri ve Ulusal Bilim Akademisi Üyeleri katılmışlardır.

Tek Sağlık Teşebbüsünün amaçlarından bazıları şöyle sıralanabilir:

1. İnsan tıbbı, veteriner tıbbı okulları ile halk sağlığı okullarının eğitim sistemi bakımından entegrasyonu,

2. Profesyonel yayınlar, konferanslar ve sağlık örgütleri arasında disiplinlerarası iletişimin geliştirilmesi,

3. Türler arası hastalık aktarımları üzerinde araştırmaların yapılması,

4. İnsan, hayvan ve yaban hayvanı hayatı hastalıklarının gözlem ve kontrollerinin entegrasyonu,

5. Hem insan hem de hayvanları etkileyen örneğin; diyabet, kanser, otoimmun hastalıklar ve obezite gibi hastalıklar konusunda karşılaştırmalı araştırmaların yapılması,

6. Türler arası hastalıkların kontrolünde ve önlenmesinde yeni teşhis metodlarının, ilaçların ve aşıların değerlendirilmesi ve geliştirilmesi konusunda akademiler, işletmeler ve hükümetler arasında birlikteliğin sağlanması,

7. Halkın ve siyasi liderlerin haberdar edilmesi ve eğitilmesi konusunda birlikte hareket edilmesi.

Vet. Hekim Arzu Temizyürek in makalesinden özetlenmiştir.. Meslektaşımıza saygılarımızı sunuyoruz..

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Veteriner Teşkilatı Tüm Bileşenleriyle Birlikte Yeniden Kurulmalıdır...


Türkiye 1982 yılına kadar canlı hayvan ve hayvan ürünleri ihracatı yapan bir ülke konumundayken daha sonra çıkarılan yasalarla stratejik öneme sahip tarım ve özellikle hayvancılığın bitirilmesi için düğmeye basılıyor. Resmi Gazetenin 20 Mayıs 1983 gün ve 18052 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe giren “İktisadi Devlet Teşekkülleri ve Kamu İktisadi Kuruluşları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü” adıyla bir Kamu iktisadi teşekkülü oluşturulmuş, Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün en önemli bölümünü oluşturan Haralar ve İnekhaneler bir müessese olarak bu yeni Genel Müdürlüğe bağlanmıştır. Böylece önce sürekli yetiştirici ile el ele olan ve aynı zamanda modern işletmeciliğin örneklerini de veren örgütün içi boşaltıyor ve ardından 8.6.1984 yılında çıkartılan 212 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameyle zaten içi boşaltılmış olan veteriner işleri genel müdürlüğü bir daha gelmemek üzere tarihe gömülüyor. Buna göre tarım ve hayvancılık sektörlerine götürülen tüm sağlık, ıslah, koruma-kontrol, proje uygulama ve destekleme gibi kamu hizmetleri birer fonksiyon kabul edilmiş ve dünyada isim ve karşılığını bulmak olanaksız olan Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü (Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü) 1980’den sonra gelen bütün iktidarların sömürgeci ülkeler adına uyguladıkları hayvancılığı yıkma politikalarının önünde bir engel olarak görülen veteriner hekimler her türlü olumsuzluğa, tecrite ve yokluğa rağmen canla başla hayvan hastalıklarını çözmek için çırpınıp duruyor. Buna rağmen 1995’te ortaya çıkan sığır vebası hastalığını 2005 yılında ülkemizden kazıyarak Uluslararası Hayvan Hastalıkları Teşkilatından teşekkür mesajı alıyor. Kuş gribi hastalığıyla kendi sağlıklarını tehlikeye atarak mücadele ediyor, bu hastalığın eradikasyonu ile ilgili de önemli sonuçlar elde ediyor ve dolayısıyla sömürgecilerin tekerine çomak sokuyor. 
Veteriner Hekimleri yok etme işi önce Sağlık Bakanlığından başlıyor. Bütün gelişmiş ülkelerde koruyucu sağlık hizmetleri beşeri hekim, eczacı, veteriner hekim ve yardımcı sağlık personeliyle ortaklaşa yapılırken bugün Avrupa Birliği gibi modern ülkelerin oluşturduğu Birliğe üye olma çabasındaki ülkemizde Sağlık Bakanlığında yeterli Veteriner Hekim bulunmuyor. Koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli bileşeni veteriner hekimler buradan tecrit ediliyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Hayvanları Koruma Kanununu çıkarıyor ama bünyesinde çalışan çok az veteriner hekimle bütün hayvanların refahını ve haklarını koruyacağını ilan ediyor. İçişleri Bakanlığı ise eskiden her belediyede en az bir veteriner hekim bulundurulmasını zorunlu kılarken, son çıkardığı Belediyeler Kanunuyla buna gerek olmadığını söylüyor. Belediyeler Veteriner İşleri Müdürlüklerini lağvediyor ve veteriner hekimleri kapının önüne koyuyor. Veteriner Hekimlere bütçeden pay ayıramayız deniyor. Belediyelerde taşeron olarak çalıştırılan Veteriner Hekimler de kedi-köpek kısırlaştırmasından başka bir iş yapmıyor. Hayvan ve insan sağlığı hiçe sayılıyor. Bu nedenle kuduz hastalığı önceki yıllarla karşılaştırılamayacak biçimde artmış, Ankara’da, başkentimizde bile patlak vermiştir.
Son günler de ortaya çıkan, Kuduz, Şarbon, Tüberküloz gibi tehlikeli, Zoonoz, oldukça hızlı yayılan, insanlarda acı çektirerek öldüren hastalıkların sayıları arttı. 

Dışarıdan ithal edilen tohumlar, damızlık ve etlik hayvanlar; stratejik ürünlerimiz olan tarım ve hayvancılığı bitirmek, sağlığımızı bozmak ve bizi açlığa mahkûm etmek suretiyle sömürgeci ülkelere bağımlı hale getirmektedir. Ancak bu oyun bir gün tersine dönecektir. Hükümetimiz bir an önce yanlış yoldan dönmeli, veteriner teşkilatını tüm bileşenleriyle birlikte yeniden kurmalı, çalışanların özlük haklarını düzeltmeli ve tarihi görevini yerine getirmelidir. Aksi taktirde bir gün çok geç kalınabilir...

29 Ağustos 2014 Cuma

Dünyada ve Türkiye’de Bilimsel Veteriner Hekimliğin Tarihçesi


 
Dünyada Veteriner Hekimliğinde Okullaşma Süreci
 
 
•Dünyada veteriner hekimliğin bilimsel gelişimine başka bir deyişle ilk veteriner okullarının açılmasına ne sebep olmuştur?
 
 
 
SALGIN HAYVAN HASTALIKLARI
 
Yüzyıllar boyu süren salgın hastalıklar karşısında özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda çok sayıda hayvan kaybedilmiştir.
  
 
Bulaşıcı hayvan hastalıklarının en önemlilerinden biri olan ve varlığını ilk çağlardan beri hissettiren sığır vebası hastalığı, yalnız Avrupa’da, 1711-1769 yılları arasında 200 milyondan fazla sığır kaybına yol açmıştır.
Salgın başladığında ilk tutum daha önceki dönemlerden farklı olmamıştır. Kilisenin baskılarına rağmen hastalığın bütün şiddetiyle devam etmesi sonucunda devlet yöneticileri bazı insan hekimlerini salgın hayvan hastalıklarıyla ilgilenmek üzere görevlendirmiştir.
 
  
İTALYA
•Dr. Ramazzini:
•Ahırlar enfeksiyon kaynağı
•Ölen hayvanlar derin gömülmeli,
•Ahırlar temizlenerek dezenfekte edilmeli
•Hasta hayvanların sağlamlardan ayrılması gerektiğini ileri sürmüştür
•Bu bilimsel temelli raporuna karşın hastalıkla mücadele etmenin boşuna bir çaba olduğunu, hastalıkların nedeninin Tanrının insanları cezalandırmasından başka bir şey olmadığını ifade etmiştir.
 
 
 
 
 
 
•Dr. Lancisi:
 
•Her türlü hayvanın hastalarla teması önlenmeli,
•Hastalığın olduğu bölgeden hayvan ve insan çıkışı yasaklanmalı,
•Ölen hayvanlar ve atıkları yerleşim yerlerinden uzakta derin çukurlara gömülmeli,
•Hastalarla teması olan tüm eşya ve malzemeler yakılmalı ya da sirke ile yıkanmalı,
•Ahırlar tütsülenmeli, yemlik ve yalaklar sönmemiş kireçle temizlenmeli
 
•Hastalığına yakalanan hayvanların öldürülmesi gerekliliğini ortaya koyarak ilk kez itlaf önermiştir
 
 
  
İNGİLTERE
 
 
 
  
•Dr. Bates:
•Ahırlar dezenfekte edilmeli,
•Hastalık sadece hasta hayvanlarla değil aynı zamanda hastalarla teması olanlarla da yayılır,
•Hastalığın görüldüğü tüm sürü itlaf edilmeli
 
•İtlaf edilen hayvanların sahiplerine tazminat ödenmesini önermiştir.
 
 
Sığır vebası hastalığı konusunda atılan bu çok önemli adımlara karşın ciddi sığır kayıplarının önüne geçilememesi, hayvan hastalıkları ile mücadelede insan hekimlerinin yeterli olmadığını ortaya koymuş ve hayvan hekimlerinin yetiştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.
 
 
FRANSA
 
 
•1750 yılında görülen büyük salgın ancak 10 yıl içerisinde söndürülebilmiştir.  Bu mücadelede hayvanlarla ilgilenenler ve hekimler ortak çalışmışlar sonunda hayvan hastalıklarıyla ilgilenecek özel yetiştirilmiş insanlara gereksinim olduğunu rapor etmişlerdir. 
•Böylece dünyada ilk veteriner okulu 1762 yılındaFransa’nın Lyon kentinde Claude Bourgelat tarafından kurulmuştur
 
 
 
 
   
Dört yıl süreli ve bilimsel nitelikli bir öğretim gören mezunlar, veteriner hekimliği alanındaki bilimsel etkinliklerin de öncüleri olmuşlardır.
 
Onsekizinci yüzyılın sonunda, hemen tüm Avrupa ülkelerinde bilimsel nitelikli veteriner hekimliği okulları açılmıştır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  
TÜRKİYE’DE
VETERİNER HEKİMLİĞİNDE OKULLAŞMA SÜRECİ
 
 
Avrupa’da veteriner hekimliği okullarının hızla yayılması sonucunda, tarım devriminin itici gücünü oluşturan hayvan sağlığı garanti altına alınmış; üretim artışı sağlanmış; hayvan ve hayvansal ürünler, küçük sanayi işletmelerinin ham maddelerini oluşturmuşlardır.
 
 
Bu gelişmeleri takip etmeyen Osmanlı Devletinde ise Ondokuzuncu yüzyılın ikinci çeyreğine kadar ne bir tıp okulu ne de veteriner hekimliği okulu açılabilmiş; insan ve hayvan sağlığı ile ilgili hizmetlerin, usta-çırak ilişkisiyle yetişen ve bilimsel bir nitelik taşımayan bilgiye sahip ampriklerce yürütülmesine devam edilmiştir.
 
Osmanlı Devletinde 18. yüzyıl sonlarında Batı düşünce sisteminin etkisinin arttığı gözlenir. Bu süreçle birlikte yükseköğretimde iyileştirme girişimlerinde bulunulmuştur
 
 
Veteriner Okulunun Açılışını Öncelleyen Olaylar
 
 
1826 Yeniçeri Ocağının Kapatılması
 
1827 Tıp Okulunun Açılışı
 
1834 Harp Okulunun Açılışı 
 
1839 Tanzimatın İlanı
 
 
Bu dönem ülke koşulları göz önüne alınarak öncelikle askeri alanda kısmen de sağlık ve teknik alanlarda iyileştirme çalışmaları başlatılmıştır.
 
 
  
•Ordudaki düzenlemelere yardımcı olması için 1835 yılında Türkiye’ye getirtilen Moltke ordunun hareket gücünü oluşturan hayvanların bakım, beslenme ve sağlıklarıyla ilgilenilmesinin zorunlu olduğunu, bunun için de veteriner hekimlere gereksinim duyulacağını belirterek bir veteriner hekimliği okulu açılmasının zorunlu olduğunu saraya bildirmiştir.
 
 
 
 
 
 
 
 

  
Moltke’nin önerisi üzerine Prusya’dan İstanbul’da veteriner okulu açılmasına yardımcı olması için bir veteriner hekim istenmiştir.  1841 yılı sonlarında Veteriner Hekim Godlewsky İstanbul’a gelmiş ve kendisi hem veteriner hekimliği okulu açmak hem de İstanbul’da bulunan ordu birliklerinin hayvanlarıyla ilgilenmek görevi verilmiştir.
 
Böylece Türkiye’de  bilimsel veteriner hekimliği
1842 yılında İstanbul’da Prusyalı Veteriner Hekim Godlewsky tarafından Askeri Veteriner Okulunun açılması ile başlamıştır.
 
 
•1842 yılında eğitime başlayan askeri veteriner okulunun süresi üç yıl (12 kişi), 1845’de ilk mezunlar
•1849 yılında veteriner sınıfları Harp Okulu bünyesinde ve okulun süresi dört yıla çıkarılmış, 1853 mezunlarından iki kişi okulda görevlendirilmiş
 
 
  
•Öncelikle ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan Askeri Veteriner Okulunun mezunlarının, halk elindeki hayvanların hastalıklarının önlenmesinde yetersiz kalması ve  ülke gereksinimlerini karşılayamaması nedeniyle Sivil Veteriner Okulunun kurulması zorunluluğu belirmiştir.
 
 
 
 
 
•Bu zorunluluğu gören Veteriner Yarbay Mehmet Ali Bey’in öncülüğünde 1880 ve 1888 yıllarında çıkarılan ve Türkiye’de tarım ve hayvancılıkla ilgili ilk süreli yayın olan Vasıta-i Servetadlı dergide sivil okulun kurulma zorunluluğu sürekli olarak vurgulanmıştır.
 
    
Mehmet Ali Bey ve arkadaşlarının çabaları nihayet 1889 yılında sonuç vermiş ve ilk Sivil Veteriner Okulu kurulmuş; Müdürlüğüne de Mehmet Ali Bey atanmıştır.
 
 
 
 
 
 
•1893 yılında ilk mezunlarını veren Sivil Veteriner Okulunun bu mezunları arasında okul birincisi olarak İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy da yer almıştır.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Okullaşma Süreci
 
•1842 Askeri Veteriner Okulu (İstanbul)
+
•1889 Sivil Veteriner Okulu (İstanbul)
 
•1921 Yüksek Veteriner Okulu (İstanbul)