13 Ocak 2013 Pazar

Radyoloji





Radyolojinin Tanımı
Radyoloji; X ışını ve radyoaktif maddelerin hastalıkların tanı ve sağaltımında kullanımı ve bu amaçla geliştirilen teknikleri konu alan bir bilim dalıdır.
Radyolojinin tanı ile ilgili alanına “Tanısal Radyoloji–Radyodiagnostik”, Sağaltım ile ilgili kısmına “Radyoterapi” denir.

Radyolojide Diğer Terimler ve Tanımları
Radyasyon:  Radyoaktif (uranyum, polonyum, toryum gibi) maddeler tarafından çevreye yayılan alfa, beta ve gama gibi ışınlar Çarptığı maddede yüklü parçacıklar (iyonlar) meydana getirir.
Atomlardan enerji salınımı olarak da ifade edilir. Enerji salınımı elektromanyetik titreşimler ve partiküller halindedir .

Atmosferdeki Radyoaktif Serpintiler
Atmosfer; Karbon14, Tridyum, Stronsiyum90
Toprak; Uranyum, Toryum, Radyum, Potasyum40, Sezyum177
Radyolojinin Sağlık Hizmetlerindeki Yeri ve Önemi
Radyoloji bilimi; İnsan ve hayvan vücudunun gözle görülemeyen kısımlarını görüntüleme imkanı sağlanmış, Fotoğrafik mataryeller ( Röntgen Filmi ) üzerine değerli katkıları olmuş, Flouresan ekranlar üzerinde görüntü elde edilmesi tanı ve tedavide önemli bir yer teşkil etmiş, Tıp alanında Radyodiagnostik ve Radyoterapi alanında kullanılma özelliği artmış, Radyobiyoloji, Radyoimmunoloji, Radyoekoloji bilim dallarında uygulama alanı bulmuştur.

Radyodiagnostik: Teşhisle ilgilidir tıbbi görüntüleme yöntemlerini içerir. Vücuttaki organların film ya da fluoresan ekran üzerinde görüntülenmesini sağlar.
Radyoterapi: Tedavi ile ilgili bölümüdür . X ışınları ve iyonlayıcı radyasyonların biyolojik etkisine dayalı olarak yapılan tedavi yöntemlerini içermektedir . Radyasyon hücrelerde öldürücü etkisi olması nedeniyle tümör hücrelerinin yayılması ve çoğalmasını engellemektedir.
Radyobiyoloji: X ışınlarının canlı doku üzerindeki etkisini inceler.
Radyoimmunoloji: Antijenlerin dozunun hassas bir şekilde belirlenmesinde kullanılan bir bilim dalıdır.
Radyoekoloji: Canlı organizmaların ışıma ve canlı radyo-elementlerle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır.

Radyasyon Sağlığı ve Radyasyondan Korunma ile İlgili Tedbirler

Röntgen ®: 1 cm³ havayı, normal koşullarda doymuş halde iyonize eden ışın miktarıdır. Havanın tam iyonize olması gereklidir.

RAD (Radiation Absorbed Dose): 1 gr maddeye 100 erg lik enerji veren radyasyon miktarı 1 RAD dır. 1 r’ lik ışının 1 gr yumuşak dokuya verdiği enerji miktarı 1 RAD a eşittir.

REM (Röntgen Equivalent Man): Biyolojik ortam tarafından absorbe edilen iyonize ışın miktarıdır. Organizmadaki zararları ifade etmekte kullanılır. Kişisel radyasyon dozu ile ilgili birimdir.

Milirem = 1/1000 Rem dir. REM, RAD’ ın memelilerdeki karşılığıdır. Radyodiagnostikte 1 RAD = 1 REM kabul edilir. Vücuttaki radyasyon dozu vücudun 1 gramı için ifade edilir. Buna göre ; 1 REM değerindeki X ışınının, 1gr yumuşak dokuya verdiği enerji 1 RAD dır.

MÜSAADE EDİLEN RADYASYON DOZ DEĞERLERİ
• Güvenilir Doz 5 Rem / yıl.
• Haftada 3 Rem dozu aşılmamalıdır
• İş Hayatı Boyunca müsaade edilebilir maksimum doz
( Rem ) = 5 ( N-18 ) , N= yaş

Topraktan 15 mRem / Yıl
Su, yiyecek, hava 25 mRem / Yıl
Televizyon, fosforlu saat 2,7 mRem / Yıl
Tuğla evlerde yaşayanlar 50-100 mRem / Yıl
Beton evlerde yaşayanlar 70-100 mRem / Yıl
Ahşap evlerde yaşayanlar 30-35 mRem / Yıl

Temel Röntgen Fiziği ve İlgili Terimler
Madde: Uzayda yer kaplayan ve ağırlığı olan herşey
Element, bileşik ve karışım olmak üzere 3 şekilde bulunabilir
Element: Kimyasal reaksiyonlarla daha basit parçalara bölünmeyen
maddelere denir.
Organizma 4 Temel Elementten oluşmaktadır. Bunlar;
Hidrojen (H), Oksijen (O), Karbon ©, Azot (N)
Serbest Elektronlar;
Atomun dış yörüngesinde ya da atomlar arası boşluklarda dolaşan ve Sürtünme, Isı, Işık ve Radyasyon etkisiyle uyarıldığı zaman yörüngesini terk eden, başka bir atomun yörüngesine girerek elektron kaybetme ya da elektron kazanma özelliği gösteren elektronlar
Elektron kaybeden atom POZİTİF(+), elektron kazanan atom NEGATİF (-) yük kazanır ki bu olaya İyonizasyon denir.
Radyoaktif İzotop; Aktif radyasyon yayan ve çekirdeği sabit olmayıp parçalanan izotoplardır.
Radyoaktif izotoplar doğal ya da yapay olabilirler.
Doğal ya da yapay radyoaktif elementlerin çekirdekleri kendiliğinden parçalanır ve bu sırada partiküler radyasyon özelliğinde olan alfa, beta ve gamma ışınları saçılır. Bu olaya “radyoaktivite” denir.
Alfa ışınları;
(+) Yüklü, Doğal olan Radyum,Uranyum’dan salınır.
Penetrasyon özelliği azdır.
Derinin yüzey tabakasından geçebilir.
Kağıt yaprağı ile durdurulabilir.
Solunum-yiyecek-içecekle zararlı olabilir.
Beta ışınları;
Elektronlardan ibarettir. (Klinik tanı amacıyla kullanılır).
Penetrasyon özelliği daha fazladır (1-2 cm.lik su ve insan vücudundan girebilir)
Nükleer patlamada Nükleer yağış içindeki Tirityum, Beta radyasyonu yayar.
Yüksek enerjili elektronlardandır. En fazla Radyoaktif bölünme sonucu ortaya çıkar.
Gamma ışınları;
Çok fazla giricidir. İnsan vücudunu delip geçebilir.
Tedavi amacı ile kullanılır.
1 m. Beton duvarla ve kurşun levhalarla durdurulabilir.
Kütleleri olmayan yüksek enerjili Elektromanyetik Dalgalardır.

Elektromanyetik Dalgalar
Radyo dalgaları
İnfraruj Işınları
Kozmik Işınlar
Güneş Işını
Bu dalgalar enerjilerine ya da dalga boylarına göre sıraya dizilirse Elektromanyetik Spektrum ortaya çıkar
X ve Gama ışınları, bu spektrumun yüksek enerjili bölümünü oluştururlar

Elektromanyetik dalgalar
Boşlukta aynı hızla yol alırlar, bu hız yaklaşık
300 000 km/sn. dir.
Elektromanyetik dalgalar enerji paketçikleri halinde yayılırlar. Bu paketçiklere Foton denir.
Dalganın bir saniyede yaptığı titreşim Frekans tır.
Yüksek Frekanslı bir Elektromanyetik dalganın boyu küçüktür.
Dalga boyu, Frekans ile ters orantılıdır.

Termoiyonik Olay
Bir maddenin yüksek bir sıcaklığa kadar ısıtıldığı zaman yüzeyinde serbest elektronlar açığa çıkması
Serbest Elektronu çok olan maddeler elektrik akımını kolayca iletebilirler ve bu maddelere de İletken denir (Ag,Fe,Cu,Al)
Serbest Elektronu çok az olan maddeler elektrik akımını iletemediğinden bu maddelere de Yalıtkan denir. (Cam,Kavuçuk,Hava,Yağ)
İletkenlerle Yalıtkanlar arasında yer alan maddeler
Yarı iletken olarak adlandırılır

X-Işınları;

Gözle görülemeyen ışın demetleri olup, elektromanyetik dalgalar halinde yayılır.
Bunlar tek vektörlü sinüzoidal eğri şeklinde gösterilebilen dalgalardır
Yayılmaları için bir ortam gereklidir.
Çok kısa dalga boyludur
Elektromanyetik Dalgalardan oluşur.
Çok özel cihazlarla elde edilir.
Tanı ve tedavi amacıyla kullanılır

RÖNTGEN CİHAZININ BÖLÜMLERİ
 Tüp
 Jeneratör
 Yüksek voltaj transformatörü
Diagnostik amaçla 220 V’luk voltaj 30-150 kV yükseltir.
X-ışınların dalga boyu belirlenir.
 Voltaj düşürücü transformatör
Voltaj düşürülerek Flament’in istenilen ayarda ısıtılması sağlanır ve
gerekli Yüksek Akım (mA) oluşturulur.
 Doğrultmaç
Tüp içerisinde elektron akımının sürekli olarak Katot ›Anot yönünde
oluşması için Altarnetif akımı Doğru akıma çevirir
 Kilovolt (kV) Ayarı
 Miliamper Eksposure (mAs) Ayarı

RÖNTGEN TÜPLERİ
X-ışınları bu tüplerde elde edilir
Elektron üretimine olanak sağlayan vakumlu tüplerdir
Klasik Röntgen Tüpleri;
İlk yıllarda havası boşaltılmış cam tüpler kullanılmıştır. Daha sonra bunların yerini nitrojenli ve oksijenli tüpler almıştır. 1913 yılında Coolidge tarafından gaz tüplere benzeyen havası alınmış, termoiyonik prensiplerle çalışan tüpler geliştirilmiştir.
Modern Röntgen Tüpleri;
X- ışınlarının oluşturulmasına yarayan havası boşaltılmış ve içerisinde Katot ve Anot kutupları bulunan Cam bir zarf şeklindedir. Ayrıca X-ışınlarının etrafa yayılmasını önleyen Koruyucu Kılıf (Haube) bulunmaktadır.
Cam Zarf, Isı ve Mekanik baskıya karşı dayanıklı Prex Cam’dan yapılmıştır.
Havasının Boşaltılmış Olmasının Nedeni;
Flamanın Oksitlenmesini önlemek. Tüpün ömrünü uzatmak. Elektronların hareketlerini önleyecek gaz artışlarının ortamdan kaldırılmasını sağlamaktır.

RÖNTGEN TÜPLERİ
Havası boşaltılmış ve çok yüksek
ısıya dayanıklı

KATOT
Tüpün (-) elektrot kutbudur.
Spiral Flament ve odaklayıcı başlık olmak üzere iki kısımdan oluşur.
Flament, 3,17 mm çapında ve 12 mm uzunlukta spiral şekildedir.
Yörüngesinde fazla elektronu bulunan ve 33800 C’ lik ergime noktasına sahip olan tungstent elementi tercih edilmiştir. Isıya daha fazla dayanıklı olması için de toryum ilave edilmiştir.
Flament, Transformatörden gelen akımla ısıtılır. 12000 C
elektron üretmeye başlar, 20000 C elektronlar serbest kalır. Katoda yüksek akım uygulanınca Isınan flament elektronları, kendisini ısıtan akım miktarı ile doğru orantılı olarak dış yörüngeden ayrılıp elektron yaymaya başlar. Buna bağlı olarak etrafında bir elektron bulutu oluşur. Bu olaya “termoiyonik salınım” adı verilir. Böylece Katot, Elektronların hareket etmeye başladığı merkez olarak kabul edilir .
Flamentin yer aldığı Katot , Molibden’den konkav olarak yapılmış olan odaklayıcı yüzey kadeh biçiminde bir tutucu içerisindedir ve flamanın çevresinde toplanan elektronların, anotta küçük bir alana odaklanmasını sağladığı için buna da Focussing Cup adı verilir.
Focussing Cup ‘ın tam karşısında 2,54 cm uzaklıkta Anot kutbu yer almaktadır

ANOT
 Tüpün (+) elektrot kutbudur
 Elektronların çarptığı yüzey olup, Hedef-Fokus-Odak olarak adlandırılır. 12,7mm²’lik Tungustent bloktan yapılmıştır ve ısıya dayanıklıdır
 Elektronların çarpması anında çok yüksek ısı (%99) ve X-ışını (%1) meydana gelir

SABİT ANOT
Sabit sistemde Isıya dayanıklı bakır levha ile çevrilmiştir. Bakır iletkenli gövdede Su, Hava, Yağ sistemi bulunmaktadır ve bölgedeki ısıyı uzaklaştırır. Yağ, soğutma işlevi ile birlikte yüksek voltaj için yalıtkan özelliğe de sahiptir.
Sabit sistem, radyoterapi amaçlı ve düşük mA’li (5 mA, 10 mA, 20mA) Diş Röntgeni, Portatif Röntgen cihazlarında yer almaktadır


DÖNER ANOT
 Yüksek enerjili X-ışını üreten cihazlarda kullanılır
 Çizgi - fokus prensibine göre ışın dağılımı sağlanmaktadır
 Dönen sistemde Tüp merkezinde Anot Disk yüzeyi yer alır. Bu yüzey Tungusten bloktan yapılmıştır ve 15-20° eğimlidir
 3000-10000 devir/dakika dönmektedir

Çizgi – Fokus Prensibi
Döner Anot sisteminde elektron bombardımanına uğrayan hedef bölge fazla ısınır. Tüpün daha uzun süre kullanılabilmesi için ışının daha geniş bir alana yayılması gerekir. Bu durumda fokus genişleyeceği için görüntünün netliği bozulur. Bu nedenle çizgi-fokus prensibi geliştirilmiştir. Bu prensip; anotun katoda bakan yüzüne 18-20 derecelik eğim verilerek sağlanır. Tüp içerisinde katot ile anot aynı doğru üzerindedir. Eğer anota tüpün uzun eksenine doğru 90 lik açı ile bakılırsa fokus daha küçük görülür. Gerçek fokusun daha küçük olan bu izdüşümüne “zahiri fokus” denir. Zahiri fokusun küçük olması görüntünün netliğini arttırırken, gerçek fokusun büyük olması da ışının geniş bir alana yayılmasını sağlar.

Haube (kurşun koruyucu)
Röntgen tüpünün cam zarfını içine alarak onu koruyan kurşun kılıfdır. Işın geçirmez
 Yalıtkanlık için yağ doldurulmuştur. Aynı zamanda tüpün soğumasına da yardımcı olur.
 Radyasyon ve Elektrik şokundan korur.
 Işınları etrafa yaymaz. Sadece oluşan ışının çıkmasını sağlayan 1-2 mm kalınlığında aluminyum filtreleri bir pencere bulunmaktadır. Bu filtre penetrasyon gücü zayıf olan X ışınlarını tutarak, bu ışınların hastaya veya personele ulaşmasını önler.
 Pencere önüne 2mm kalınlıkta Alüminyum filtre (Kollimatör-Diyaframa) monte edilmiştir.

X-IŞINLARININ SINIRLANDIRILMASINDAKİ BÖLÜMLER
Primer ışınların sınırlandırılması
Diyafram
Konus ve silindirler

Sekunder ışınların sınırlandırılması
Gridler
Tüpten çıkan primer ışınların sınırlandırılması işlemine “kollimasyon” denir.

Kollimasyon sağlayan düzenekler;
Diyafram: + Tüpün penceresine takılan, ortasında X ışınlarının geçebileceği açıklık bulunan kurşun levhadan oluşur.
Konus ve silindirler:+ Diyaframın modifiye edilmiş şekilleridir. Koni veya silindir şeklinde kurşundan yapılmış tüpün penceresine takılan ve
X ışınlarını belirli bir bölgeye yönlendiren düzeneklerdir.

RÖNTGEN TÜPÜNÜN GÜCÜ
 mA değerinin ışınlama süresi ile olan ilişkisi, röntgen tüpünün gücünü belirler.
 Fabrikasyon olarak belirlenir.
 10 mA – 1000 mA arasında değişmektedir.
X-ışınlarının yoğunluğunu belirler.
 Tüpte oluşan X-ışınlarının dalga boyu, Anot’a uygulanan yüksek gerilim miktarı Kilovolt (kV) ile belirlenir.
 Cihazlar 30 kV-200 kV

Kilovolt (kV) Ayarı
 kV ayarı ile X-ışınların Dalga Boyu (Penetrasyon Özelliği) belirlenir.
 kV Yüksek olursa Dalga Boyu Kısa x-ışınları (Sert) meydana gelir.Penetrasyonu Yüksektir.
 kV Düşük olursa Dalga Boyu Uzun x-ışınları (Yumuşak) meydana gelir. Penetrasyonu Zayıftır.
 Düşük kV’da, mA değeri yükselir; Yüksek kV’da, mA değeri Düşer
60 kV----- 25 mA
75 kV----- 20 mA
90 kV----- 15 mA
110 kV---- 10 mA
 Küçük hayvanların radyografisinde 45-75 kV yeterlidir.
 İri yapılı köpeklerde (Abdomen,Toraks,Lumbal Vert.) 90 kV yeterlidir.
 At, Sığır Abdomen,Toraks,Lumbal grafisinde 125-150 kV ve 300 mA gereklidir.

Miliamper (mA)
 Bir Röntgen Cihazının Gücü ve Kalitesi mA ile ilgilidir
 Işınlama süresince katota uygulanacak akımın miktarını belirler.
 Portatif Cihazlarda ışınlama süresine göre ayarlanabilir.Diğerlerinde mA, kV ile bağlantılıdır.
 mA, ışınlama süresince geçerli olduğu için 1 sn. de geçen elektron miktarı mAs olarak etkili olacaktır.
 mA yükseldikce ışınlama süresi kısalır.
 mA yüksek tutmak, kalın bölgelerin daha net görülmesini sağlar.
X-Işınlarının Elde Edilmesi
X-ışınları; organizmanın gözle görülemeyen kısımlarının incelenmesi amacıyla röntgen tüpünden elde edilen elektromanyetik dalgalardır.
Röntgen tüpünden X-ışınlarının elde edilebilmesi için katottaki flamanın akkor haline getirilerek elektron yayması, daha sonra bu elektronların hızla anottaki hedefe çarptırılması gerekir.
Röntgen tüpünde katottan anoda doğru olan bu elektron akışına TÜP AKIMI veya KATOT IŞINI denir.
Katot ile anot arasında oluşturulan potansiyel farklılığı nedeniyle, büyük bir hızla anoda ulaşan elektronlar, anottaki tungsten hedefin atomlarının negatif elektrik alanı ile karşılaşırlar
Karşılıklı aynı cins yüklerin çarpışması sonucu geriye itilerek aniden durdurulurlar.
Kinetik enerjilerinin %99’undan fazlası ısı enerjisine dönüşür.
Anota çarpan elektronlar, anottaki tungsten atomları ile etkileşerek aşağıdaki olaylardan biri veya birkaçı oluşabilir:
Elektronlar, atomların çevresindeki elektron bulutu tarafından itilerek hızları azaltılır. Kinetik enerjileri ısı enerjisine dönüşür.
Elektronlar, atomun çevresindeki elektron bulutunu geçer, çekirdeğin yakınına gelir. Çekirdeğin çekim gücü ile yavaşlatılan elektronların kinetik enerjileri x-ışınına dönüşür (frenleme radyasyonu). Penetrasyon yeteneği az olan uzun dalga boylu bu ışınlara BEYAZ RADYASYON da denir. Radyodiagnostikte önemi yoktur.
İç yörüngelerdeki elektronların çekirdek tarafından tutulum enerjisi, dış yörüngelerden daha çok olduğundan aradaki enerji farkı x-ışını şeklinde ortaya çıkar. Enerjileri yörünge seviyesine göre değişen bu ışınlara KARAKTERİSTİK RADYASYON denir.

Röntgen Cihazında X-Işınlarının Elde Edilme Sırası
 Alternatif akım (Şehir elektriği) Transformatörle yükseltilir.
Doğrultmaçla doğru akıma çevrilir.
 Katot’daki flament akkor haline gelir. Kendi elektronlarını yaymaya başlar ve elektron bulutu oluşturur. Anot kutbuna doğru yönlenir.
 Anot’a uygulanan kV’ a bağlı olarak kutuplar arası potansiyel farkı oluşur.
 Milyonlarca Elektronlar Hızla Anot’daki hedefe çarpar. Bölgede %99 ısıya, %1 Elektromanyetik Radyasyona (X-ışını) dönüşür.

X-ışınlarının Özellikleri
1. Fiziksel özellikleri
2. Absorbsiyon Özelliği
3. Fotoğrafik Özelliği
4. Kimyasal Özelliği
5. İyonizasyon Özelliği
6. Radyolojik Özellikleri
7. Biyolojik Özelliği

1. FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
 Çok kısa dalga boyludur
 Kızılötesi, Gama, Kozmik ışınlar gibi Elektromanyetik özelliğindedir.
 Fokustan çıktıktan 2 m. sonra paralel olarak yol alır.
 Manyetik alanda sapmazlar. Nötr yapıdadır.
 Işık hızına (300 000 km/sn) sahiptir.
 Şiddeti,kaynaktan uzaklaştıkca azalır.Uzaklığın karesi ile ters orantılıdır.
 Penetrasyon özelliğine sahiptir.
 Objenin atom numarası, yoğunluğu ve kalınlığı arttıkca penetrasyon azalır.
 Penetrasyon, kV değeri ile belirlenir.
 kV yükseldikce dalga boyu kısalır. Penetrasyon artar. Film daha koyu görünür.

2. X-ışınlarının Absorbsiyon Özelliği
 Geçtiği dokuların atom numarası, yoğunluk ve kalınlığına bağlıdır.
 Farklı yoğunluktaki dokulardan geçerken farklı absorbe edilir.Filme ulaşarak görüntü oluşturur.
 Katı,sıvı,gaz oluşuna göre değişir (yoğunluk).Hava, Su, Yumuşak dokular (Karaciğer,Dalak,Böbrek)
 Kalınlık,
 Işınların dalga boyuna göre değişir.
 Dalga boyu uzadıkca, absorbsiyon artar.
 Absorbsiyon artışı penetrasyonu azaltır.
 X-Işınları ilk cm. geçerken %50’si tutulursa ikinci cm. de %25 daha tutulur.

3. X-ışınlarının Fotoğrafik Özelliği
Kimyasal etkisinden dolayı fotoğrafik materyalde kararmaya neden olur.
Fotoğraf filmi ve fotoğraf kağıdındaki Gümüş Bromür tanecikleri ışınların etkili olduğu yerde gümüşten Ayrılır. Film üzerindeki metalik gümüş Kalır.
Bu gümüş yoğunluğuna göre filmde kararma meydana gelir.
Farklı kararmalar sonucu görüntü meydana gelir.

4. X-ışınlarının Kimyasal Özelliği
X-ışınları, film emülsüyonundaki AgBr tanecikleri – Metalik Ag ve Br atomlarına ayrılır.
Metalik Ag yoğunluğuna göre Latent görüntü oluşur.
Developer içinde ,AgBr bileşiğinden kimyasal indirgeme ile metalik Ag meydana gelir.Metalik Ag bölgede birikerek görünen görüntü haline dönüşür.
Developer- I.Banyo: Sodyum sulfit,Sodyum Karbonat yada Sodyum Hidroksit, Potasyum Bromür, Hidrokinon ihtiva eder.
Fiksatör: II. Banyo: Sodyum Tiyosulfat, Sodyum sulfit, Sertleştirici Alüminyum Tuzları ve Asetik Asit ihtiva eder.

5. X-ışınlarının İyonizasyon Özelliği
 Geçtikleri katı,sıvı ve gaz ortamda iyonizasyona neden olurlar.
 Yalıtkan gazlar iletken hale gelir.
 Su ve vücud boşluklarında ışın etkisiyle iyonlaşma olur.
 Havanın iletkenliğini artırır.Oksijeni azaltır. Ozon gazı ortaya çıkar.
Böyle hava tenefüs edilirse;
Halsizlik
Bitkinlik
Yorgunluk
Uyku hali
Solunum yollarında tahriş ve öksürük ortaya çıkar.
Çok kısa dalga boylu Elektromanyetik dalgalardan oluştuğu için Fotoğraf Filmini etkiler. Fluoresans – Fosforesans etki meydana getirirler.
Delip geçme özelliği çok yüksektir.
Cisme nüfuz etme kabiliyeti, Dalga boyları küçüldükçe ARTAR !
Cisme nüfuz etme kabiliyeti, Cismin atom numarası büyüdükçe AZALIR! Örneğin; Pb, Cu, Fe vb.
Hücrelerin biyokimyasal yapısında değişiklikler meydana gelmesine neden olur.
Kısa dalga boylu ışınlara Sert Işınlar adı verilir.
Uzun dalga boylu ışınlara Yumuşak Işınlar adı verilir.

7. X-Işınlarının Biyolojik Özelliği
Hücrelerin çekirdeğini etkiler.
Hücrelerin biyokimyasal yapısı değişir. Doku ve organlarda harabiyet oluşur.Harabiyet DNA ‘nın etkilenmesine bağlıdır. Buna göre;
Bazı dokular ( Kas, Sinir, Olgun Kemik Hücreleri ) Radyorezistan
Bazı dokular (Dalak, Kemik İliği, Barsak duvarı, Akciğer, Genital sistem organları, Lenfatik Dokular, Genç kemik hücreleri) Radyosensitifdir.
Bu dokular Etkilediklerinde; Bulantı,Yorgunluk, Halsizlik, Ateş, Doku harabiyeti (Kanser),Organ kaybı (körlük) ve Ölüme kadar gidebilir.
Radyoterapide X-ışınlarının yıkımlaşıcı etkisinden faydalanılarak
kanser hücrelerinin çoğalması önlenmektedir.

Röntgen Filmleri
Işınlama sonrası organizmanın incelenen bölgesi hakkında elde edilebilen bilgileri taşıyan belgedir.
Tanısal radyolojide röntgen filmine ”radyogram”,
Röntgen filmi elde etmek için yapılan işleme de “radyografi” denir.
Veteriner pratikte en sık kullanılan film ve kaset boyutları
13x18
18x24
24x30
30x40
15x30
15x40
20x40
35x35

Röntgen Filmi
 Polyester saydam zeminin iki yüzünde Fotografik emülsiyon yer alır.
 Emülsiyon, homojen olarak AgBr, AgI kristallerinden oluşur.
 Banyo edilmemiş film Elma Yeşili Rengindedir.
 Polyester zemin Filmin kurutulmasından sonra sertlik kazandırır.
Röntgen filmleri 4 tabakadan oluşur;

1- Destek tabakası (Saydam Zemin); Işığa duyarlı emülsiyonun sürüldüğü homojen kısımdır. Filmin en kalın tabakası olup ışınları geçirebilen selüloz asetat veya polyesterden yapılmıştır.
2-Emülsiyon tabakası; İçinde jelatin ve AgBr, AgI kristalleri içeren tabakadır
3- Yapıştırıcı tabaka; Üzerine sürülen emülsiyonun yapışmasını sağlayan, destek tabakasının her iki yüzünde de bulunan ince tabakadır.
4-Koruyucu tabaka; Emülsiyon tabakasının korunmasını sağlayan saf jelatinden oluşan koruyucu bir tabakadır

Röntgen filmleri iki grupta incelenir;
Doğrudan Işınlanan Filmler
Ranforsatörlü Filmler
Doğrudan ışınlanan filmler;
Ranforsatör olmadan kullanılmak üzere geliştirilmiştir. Bunlar “zarflı film” olarak da bilinir. Işık geçirmeyen özel zarflar içinde imal edilir ve bu şekilde ışınlanır.
Yoğunlaştırıcı yüzeyleri yoktur. Bu nedenle emülsiyon tabakası, diğer filmlere oranla daha kalın ve emülsiyondaki gümüş daha fazladır.
Işınlama süresinin uzun olması ve mA değerinin de yüksek olmasının gerekmesi dezavantajını oluşturur.
Diş ve Mamografi çekimlerinde kullanılır.
Ranforsatörlü filmler;
Bu filmler, ranforsatörlü film kasetleri ile birlikte kullanılır.
Günümüzde tanısal radyografide yaygın olarak kullanılmaktadır.
Filmin her iki tarafında da emülsiyon vardır.
X ışınları, ranforsatörler tarafından tutulur, daha uzun dalga boylu ışınlar halinde ve daha uzun sürede emülsiyon tabakasına aktarılır. Bu nedenle emülsiyonun kalın olmasına gerek yoktur

Film Kalitesi
1. Filmin Hızı
Film hızı emülsiyon kalınlığı ile orantılıdır. Tanısal radyolojide kullanılan filmler hızlarına göre 3 şekilde satışa sunulmuştur;
a. Standart
b. Hızlı
c. Ultra Hızlı
2. Filmin Kontrastı
Siyahtan beyaza kadar olan tonların belirginleşmesi ile ilgilidir. Kontrast AgBr kristallerinin boyutu ile ilgilidir. Boyutları küçüldükçe kontrast artar.
3. Filmin Işığı Absorbe Etme Özelliği
Mavi ve yeşile duyarlı filmler olmak üzere iki gruba ayrılır;
Ortokromatik filmler (hem mavi, hem yeşil ışığa duyarlıdır) Pankromatik filmler (tüm renklere duyarlıdır
X-Işınların Sınırlandırılması
 Sınırlandırma kollimatörle yapılır. Tüpten çıkan primer ışınların sınırlandırılması işlemine “kollimasyon” denir. Diyafram ve Konus düzeneği ile sağlanır
 Diyafram, + Tüpün penceresine takılan, ortasında X ışınlarının geçebileceği açıklık bulunan kurşun levhadan oluşur. Işınların yönlendirilmesini sağlar.
 Konus ve silindirler, Diyaframın modifiye edilmiş şekilleridir. Koni veya silindir şeklinde kurşundan yapılmış tüpün penceresine takılan X ışınlarını belirli bir bölgeye yönlendiren düzeneklerdir
Gridler (Bucky)-Izgara
Saçılan sekunder ışınların film üzerine etkisini en aza indirmek için kullanılan gereçlerdir. Kurşun şeritciklerden oluşur.
Radyoopak ve radyolusent bölmeleri olan ızgara şeklinde düzeneklerdir. Grid bölmeleri primer ışınlara paralel olarak yerleştirilmiştir.
Özellikle Cranium,Lumbal,Pelvis gibi kalın bölgelerin çekimi esnasında oluşan ve değişik düzeylerden farklı doğrultuda gelen sekunder ışınlar, ızgaraların bölmelerine takılarak absorbe olur ve filme ulaşması önlenir.
Şeritciklerin bölmeleri 5:1 , 8:1 , 12:1 , 16:1 oranlarındadır. Bu amaçla ayrıca “gridli kasetler” geliştirilmiştir.
Sabit ve hareketli olmak üzere iki grupta incelenir;
Sabit gridler; Işınlama sırasında hareket etme yeteneği olmayan, bu nedenle film üzerinde grid çizgileri oluşturan gridlerdir.
Lineer (Düz) Grid
Çapraz Grid
Odaklanmış Grid
Hareketli Gridler; Hareket sırasında ses çıkarmaları nedeniyle Veteriner Hekimlikte tercih edilmezler

Film Kasetleri
İçinde bulunan film ve ranforsatörleri sıkı olarak temas halinde tutan, görünen ışığı geçirmeyen ve iki kapaktan oluşan metal kutulardır.
Kasetin tüp tarafına bakan yüzü ( ön kapak ); aluminyum, plastik veya karbon fiberden yapılmıştır. X-ışınlarını rahatlıkla geçirmektedir.
Arka kapak ise, çoğu kez çelikten yapılıp, dışı kurşun kaplanmıştır. Filmi geçen ışınlar burada absorbe edilmektedir.

Ranforsatörler
Organizmayı geçen ışınların, filmle daha fazla etkileşime girmesi için bu ışınları absorbe eden ve bu oranda görülebilir ışık saçan 0.25 mm kalınlığında yapılardır.
Ranforsatörler, X ışını fotonları tarafından taşınan enerjinin, fosfor etkisiyle görünür ışığa dönüşümünü sağlamak ve böylece kasete ulaşan ışınlara bir amplifikatör etkisi sağlamak amacıyla kullanılır.
Ranforsatör - Hızlandırıcı Ekran
X-ışınlarının filme daha fazla etkili olmasını sağlayan yoğunlaştırıcı yüzeydir.
Kaset kapaklarının her iki iç yüzeyinde yer alır.
0,25 mm kalınlıkta ve filme bakan yüzeyi fluoresan etki gösteren kalsiyum tungustant’la kaplıdır.
Kasete ulaşan ışınlar Ranfansatör’le 40-50 kat yansıma oluşturur.Görünen mavi-menekşe rengi ışık meydana gelir. Filmi daha fazla etkiler.
Filmdeki AgBr kristallerini etkiler ve filmdeki görüntünün daha net ve ayrıntılı görülmesine yardım eder.

X Işınlarının Röntgen Filmi Üzerine Etkisi ve Görüntünün Oluşması
X ışınları dalga boylarına göre doku ve organlar tarafından farklı derecelerde absorbe edilir . Absorbe edilemeyen ışınlarda doku ve organı delip geçtikten sonra röntgen filmini etkiler.
X Işınları ile karşılaşan röntgen filmi üzerindeki AgBr kristalleri, değişikliğe uğrar ve gözle görülmeyen “ Latent Görüntü “ meydana gelir.
Latent görüntü kimyasal işlemlerden sonra ( I. Banyo–Developer) “ Görünen Görüntü “ haline
X Işınları tarafından etkilenen AgBr kristalleri Gümüş (Ag) zerrecikleri haline indirgenerek saydam zeminde birikmiş halde toplanır .
X ışınlarından etkilenmeyen kristaller Developer etkisiyle Filmin saydam zemininden uzaklaşır .
Normal görünen ışık etkisine maruz kalmış filmlerde de aynı sonuç ortaya çıkarak film siyah olarak görülür .
Daha önce x ışını ile çekimi yapılmış filmin sonradan görünen ışığa maruz kalmasıyla latent görüntüde ortadan kaybolarak siyahlaşma meydana gelir .
Görünen görüntünün tespit edilip kalıcı olması için II. Banyoya (fiksatör) maruz tutulur. Bu işlem X ışınından etkilenmeyen AgBr kristallerinin tamamen eriyerek filmden uzaklaşmasını sağlar. Geriye Ag taneciklerinden oluşan siyah bölümler kalır ki bu siyah bölgeler “Radyolusent” olarak ifade edilir .
X ışınına maruz kalmayan bölgelerde AgBr kristalleri değişikliğe uğramadığı için I. Ve II. Banyodan tamamen film üzerinden uzaklaşır. Saydam film zemini ortaya çıkarak beyaz bir görünüm oluşur ki bu da “Radyodens-Radyopakt” olarak ifade edilir .
Röntgen filmi üzerine ulaşan heterojen yapıdaki X ışınları banyo işlemlerinden sonra film üzerinde Ag birikintisinin derecesine bağlı olarak siyah (Radyolusent) – beyaz ( Radyodens) arasında gri renk tonları oluşur ki buna “kontrast” denir .
X Işınlarına maruz kalan film; cismin kalınlığı, yoğunluğu ve atom numarası farklı olduğu için o cisim farklı derecelerde X ışınlarını absorbe edecektir .
Banyo işleminden sonra bu farklı absorbsiyondan dolayı farklı
kontrast değerlerinde kararmalar (Radyolusent) ve aydınlık
(Radyodens) kısımlar oluşacaktır.
İşte bu farklı kararmalar ve aydınlık kısımlar, o cismin
görüntüsünü film üzerinde kalıcı olarak ortaya çıkararak “Görüntü
Oluşumu” sağlanmış olacaktır.


Filmin Okunması
Normalde filmler, banyo sonrası kurutulduktan sonra negatoskop üzerinde değerlendirilir.
Standart bir negatoskop en az 17x14 inç ( 1 inç = 2.54 cm ) boyutundaki ekrana sahip olmalıdır.
Negatoskop göz hizasında, beyaz renkte olmalı, filmi ısıtmamalıdır

Filmlerin Değerlendirilmesi
Radyogram; 3 boyutlu bir yapının 2 boyutlu bir görüntüsüdür. Filmin incelenmesi ile;
a. Organizmanın dış yapısı ve şekli
b. İncelenen organın iç yapısı ve diğer detaylar
c. Bölgenin radyolojik yoğunluğundaki değişimler (kalsifikasyonda yoğunluk artar, gaz oluşumunda azalır) araştırılır .
Dokuların X Işınlarını Absorbe Etme Özelliği
Radyografisi alınacak cisim hava ihtiva ediyorsa röntgen filmi üzerinde Radyolusent,
Yağlı dokular, ürik asit bazları, Azalan Radyolusent,
Kas, kan, kıkırdak, bağdoku, epitelyum ve kolesterol taşları, Orta Radyolusent,
Kemik dokusu Azalan Radyodens – Radyopak,

Ağır metaller (BaSO4), Çok Radyodens-Radyopak görüntü

Radyografik Yoğunluk
Bir röntgen filminde siyahlık çok fazla ise, o film “Yüksek Yoğunluk” tadır. Yüksek yoğunlukta film üzerindeki siyahlık derecesi “Dansite” olarak ifade edilmektedir. Dansitenin yüksek veya az olması da, o filmin yoğunluğunu belirlemektedir .
Dansite ne kadar yüksekse, radyografik görüntü kaliteli demektir.
Siyahlık oranı daha fazla ise, görüntüdeki detaylar kaybolmaktadır.
Bir röntgen filminde siyahlık çok az ise , o film “Düşük Yoğunluk” tadır .
Filmlerin Okunması
Filmler yarı karanlık odada homojen olarak aydınlatılmış negatoskop üzerinde değerlendirilmelidir .
Radyografik okumada 5 temel yoğunluk dikkate alınmalıdır.
Radyolusent (Hava-Siyah)
Azalan Radyolusent (Yağ, Su, Yumuşak Dokular – Gri)
Radyolusent (Kas, Kan, Kıkırdak, Bağdoku – açık gri)
Azalan Radyopak-Radyodens (Yağlı Dokular, Kemik – Beyaza yakın)
Çok Radyopak – Tam Radyodens (Ağır metaller, Kontrast maddeler- tamamen beyaz )
Filmde organın iç ve dış yapısına , şekline bakılır ( pozisyona göre değişir )
Normal yapılar anormalinden ayırt edilmelidir.
Hayvan türlerine ve ırklarına göre her bölgeye ait örnek filmler hazırlanmalıdır.
Doğru yorumlama için en uygun pozisyonda çekim yapılmalıdır.
Lezyonun nerede ve özelliğinin ne olduğu açığa çıkartılmalıdır.
Anormal bulgular, klinik ve laboratuar bulgularla birleştirilmelidir.

Görüntü Oluşumunu Etkileyen Faktörler
Cisme bağlı faktörler
Işınlanan Bölgenin ( Cisim ) Anatomik Yapısı
Işınlanan Bölgenin ( Cisim ) Kalınlığı
Cismin Hareketliliği
Cisim – Odak Noktası Mesafesi
Cisim – Film Mesafesi
Cismin Işık Kaynağına ve Kasete Göre Duruşu
Işına Bağlı Faktörler
kV, mA ( Işın demetinin dalga boyu ve yoğunluğu )
Sekunder Işınlar
Exposure ( Işınlama süresi – sn )
Işın Kaynağının Odak Noktası Büyüklüğü
Kullanılan filmin hızı
Bucky-Grid’e bağlı faktör
Karanlık Oda Faktörü
Radyogramın Net ve Gerçek Boyutlu Olmasını Etkileyen Faktörler
Sabit Faktörler
1. Fokus yüzey büyüklüğü
2. Fokus-Film mesafesi
3. Cismin hareketsizliği
4. Primer ışınların kasete dik gelmesi
Değişen Faktörler
1. Kilovolt (kV) 2. Miliamper (mA) 3. Işınlama Süresi 4. Cismin kalınlığı 5. Cismin kasete olan uzaklığı
Ünitenin Fiziki Yapısı

GRAFİ ODASI
Doğal aydınlatma ve havalandırmaya sahip , pencereleri geniş olmalı , bodrum katlar bu amaç için kullanılmamalıdır. Genel olarak zemin kat ve dışarıya açık yerler tercih edilmelidir. Duvarları ışınları daha çok tutan dolgu tuğladan yapılmalıdır . Sekonder radyasyon için 1,5 mm , primer radyasyon için 2 mm kurşun plaklarla kaplanmalıdır . Alanı 35-40 metrekare , yüksekliği 3 m olmalıdır .
Grafi odası girişinde uluslar arası radyasyon işareti bulundurulmalıdır!
Grafi Odası İçin TAEK tarafından belirlenmiş Olan ve Uygulanması Zorunlu Olan Kurallar
1. Röntgen aygıtının bulunacağı odalar; tek tüp-tek masa aygıt için en az 15 metrekare, çift tüp-çift masa için 25 metrekareden küçük olmamalıdır .
2. İdeal olarak dışarıya tek kapı açılmalı, 2 den fazla kapının açılmamasına özen gösterilmelidir.
3. Duvarları 29 cm dolgu tuğla veya 20 cm beton olmalıdır.
4. Kapısı karanlık odaya açılmamalı, kaset alış verişi özel pencereden sağlanmalıdır.
5. Bitişiğinde sürekli aynı kişiler tarafından kullanılan yerler olmamalı, kapısı bu tip yerlere açılıyorsa 2mm kurşun plaka ile kaplanmalıdır.
6. Kumanda ünitesi ayrı bir odada bulunuyorsa, hastanın görülmesi için 2.5 mm kurşuna eşdeğer koruma sağlayan kurşun cam takılmalıdır.
7. Grafi odasının döşeme betonunun kalınlığı en az 20 cm beton

Karanlık Oda Nasıl Olmalı ?
• Yaklaşık 5 metrekarelik alan olmalı
• Nemli ve çok sıcak olmamalı
• Havalandırma olmalı
• Kaset ve film kutularının konabileceği raf olmalı
• Elektrik ve su olmalı
• Emniyet ışığı bulunmalı
• Işık sızmamalı
• Oda gerektiğinde ışık alabilecek konumda olmalıdır
• Direk girişte kapı mutlaka içerden kilitlenebilmelidir.
• Grafi odasına yakın , mümkünse bitişik olması gerekir.
• Odaya girişte bir ara bölmenin olması faydalıdır.
Röntgen filminin kutusundan çıkartılarak kasete yerleştirilmesi ya da ışınlama sonrası kasetten çıkartılarak banyo edilmesi aşamasında ışık görmemesi gerekir. Bu amaçla karanlık odada şu özellikler bulunmalıdır:

KURU TEZGAH
Kasetlerin boşaltıldığı, yeni film takıldığı yerdir. Banyodan buraya su sıçratılmamalıdır.
ISLAK TEZGAH
Film banyosunun yapıldığı yerdir, burada developman banyosu, ön yıkama, tespit banyosu ve daha geniş yıkama tankı vardır.
FİLM ÇERÇEVELERİ
Işınlanma sonrası kaset karanlık odada emniyet ışığı altında açılarak film çıkarılır . paslanmaz çelikten yapılmış ve film boyutuna uygun çerçeveye yerleştirilir .
YIKAMA TANKI
Developman tankından en az 4 kat geniş olmalıdır . Genel olarak paslanmaz çelik, bakalit, plastik gibi kimyasal maddelere dayanıklı materyallerden yapılmalıdır .
ISITICI ve TERMOSTAT
Developman banyosunun ısısını devamlı olarak 20 santigrat derecede tutmak için kullanılır
EMNİYET IŞIĞI
Işık kaynağına filtre takılarak sağlanabilir . Bu amaçla en sık olarak kırmızı filtreler kullanılır. Emniyet ışığı tezgaha en az 130 cm uzaklıkta olmalı , 15-25 W gücünde olmalıdır.
FİLM KURUTMA DOLABI
Dolapta sıcak hava bir vantilatör ile filmlerin üzerine gönderilerek kurumaları sağlanır .



KARANLIK ODA İLE İLGİLİ PRENSİPLER
• Karanlık oda çalışmaları bitince developman banyosu tankının üzeri kapatılır
• İstirahat halinde karanlık odada oturulmaz
• Karanlık odada normal aydınlatmaya geçmeden önce film kutularının kapalı olmasına ve açıkta film olmamasına dikkat edilmelidir.
• Periyodik olarak karanlık odanın temizliği yapılmalıdır.
• Eskiyen banyolar değiştirilmelidir.

FİLM BANYOLARI
Film banyoları , ışınlama sonrası filmin emülsiyon tabakasındaki kimyasal değişimler sonucu oluşan gizli görüntünün görünebilir hale gelmesi için yapılan işlemler zinciridir.
X ışınları hüzmesi organizmadan geçerken doku ve organlara göre farklı şekilde absorbsiyona uğrar. Filme ulaşan X ışınları , buradaki AgBr kristallerinde bazı değişiklikler oluşturur ve gizli görüntü teşekkül eder . Işın almış bölgedeki kristallerin bağları zayıftır. Brom ve iyot jelatine geçer ve gümüş metalik gümüşe dönüşür .

FİLM BANYOLARI
A) Geliştirme (Devolopman) Banyosu 3-5 dakika
Devolopman banyosunda bulunan kimyasal maddeler
1. Geliştirici maddeler
Metol
Hidrokinon
Fenidon
2. Hızlandırıcı maddeler
Yüksek alkali maddeler ( ph 10-15) NaOH – NaCO
3. Yavaşlatıcı maddeler
KBr
4. Koruyucu maddeler
Sodyum sülfid veya potasyum sülfid
5. Sertleştirici maddeler
Gluteraldehit
Ön Yıkama 20-30 dakika
Devolopman banyosundan çıkan filmde önemli miktarda developman solusyonu bulunur ve bu solusyonun tespit solusyonuna karıştırılmaması gerekmektedir. .
B) TESPİT ( FİKZASYON ) BANYOSU 5-10 dakika
• Tespit banyosundaki temel tespit elemanı sodyum thiosulfid ve amonyum thiosulfid, AgBr ile suda eriyen bileşikler oluştururlar.
• Tespit banyosuna konulduğunda filmde ışınlanmamış kısımlarda bulunan AgBr kristalleri eriyerek filmden ayrılır. Banyo sonucu geriye sadece metalik gümüş kalır.
• Negatoskop üzerinde, ışın almayan bölgeler radyopak (beyaz), ışın alan bölgeler ise radyolusent (siyah) olarak gözlenir
• Tespit solusyonunda bulunan diğer kimyasal maddeler:
Asitleştirici: Asetik asit
Koruyucu: Sodyum sülfid
Sertleştirici: Potasyum alum
Tespit banyosunda filmin tespiti bir çok faktöre bağlıdır:
1. Sıcaklık 2. Eskime 3. Sallanma 4. Emülsiyon kalınlığı 5. Yoğunluk
C) Yıkama 10 dakika
Tespit banyosundan sonra filmin ışıktan etkilenmemesi ve kimyasal olarak inert olmaması için üzerinde metalik gümüş ve jelatin dışında kimyasal atıklar kalmamalıdır.
D) Kurutma
Yıkama sonrası film emülsiyonu fazla miktarda su tuttuğu için yumuşaktır ve zarar görebilir. Bu sebeple incelemelerde zarar görmemeleri için sıcak hava sirkülasyonuyla kurutulmaları gerekir.

TOPLAM BANYO SÜRESİ : YAKLAŞIK 50 DK.

Otomatik Banyo Makineleri
Otomatik banyolarda film transferi, banyo süresi ayarlanması, solusyon sıcaklığının sabit tutulması, yıkama ve kurutma işlemleri otomatik olarak yapılmaktadır.
Toplam Banyo Süresi
Yaklaşık 90 sn
Film Banyo Tekniği ile İlgili Diğer Uygulamalar
Banyo tankları ve kullanılan su temiz olmalı
Okside olmuş maddeler, banyo solusyonunun hazırlanmasında kullanılmamalı
Banyo hazırlama suyunun sıcaklığı 42-50 santigrat derece olmalı
Kural olarak suyun üzerine kimyasal madde ilave edilmeli
Banyo hazırlanırken eldiven kullanılmalı
Solusyon hazırlanırken kullanılan kimyasal maddeler sırası ile konulmalı biri çözülmeden diğeri ilave edilmemeli
Hazırlanan solusyon 12-24 saat dinlendirilmeli
Banyo Öncesi alınacak Önlemler
• Eksilen banyo solusyonları tamamlanmalı
• Karanlık oda kapısı sıkıca kapatılarak kilitlenmeli
• Normal ışık kapatılıp emniyet ışığı açılmadan kasetler açılmamalı
• Dikkat dağıtıcı radyo, teyp vs. dinlenmemeli
• Filmlerin etkilenmemesi için karanlık odada su ısıtılmamalı
• Filmler emniyet ışığı altında mümkün olduğunca az bekletilmeli
Banyo Sırasında Yapılacak İşlemler
• Film uygun çerçeveye konulmalı , film çıkartılınca kaset tekrar doldurulmalıdır .
• Film bekletilmeden developman banyosuna daldırılmalıdır .
• Banyo süresinin belirlenmesinde filmin cinsi ve banyo solüsyonlarının aktiviteleri dikkate alınmalıdır
• Banyo tankında filmler birbirine temas ettirilmemelidir .
• Yeterince I. Banyoda kalan filmler süzülerek II. banyoya alınmalıdır.
• Filmler tespit süresince sallanarak işler kolaylaştırılabilir .
• İstendiğinde 2 dk sonra tespit banyosundan çıkartılarak ışıkta ön incelemesi yapılabilir ve sonra tekrar tespit banyosuna daldırılır .
• Tespit işleminden sonra filmler II. Yıkamaya alınır .
• Yıkama sonrası iyice süzülerek, temas ettirilmeden kurutulur .

Röntgen Filmlerinin Ayrımı
Röntgen filmlerinin üzerinde hastanın protokol numarası, adı, sahibinin adı, tarih ve incelemeyi yapan kurumun adının bulunması gerekir.
Hastanın toraks , abdomen ve ekstremitelerinin çekimi sırasında kaset üzerine metal (kurşun) L veya R işaretleri konulmalıdır.

Radyografi Çekim Tekniği
Bir hastaya tanının tam olarak konulabilmesinde; Klinik ve Laboratuvar muayeneler ile birlikte elde edilen bulgulara ilaveten görüntüleme sistemlerinden Radyolojik muayenelere de ihtiyaç duyulmaktadır.
Direk ve indirekt olarak yapılan bu radyografik işlemlerin tümü “Radyografi Çekim Tekniği “ olarak ifade edilmektedir.
Radyografik çekimlerin yapılabilmesi için
dikkat edilmesi gereken hususlar
Hastanın Kliniksel ve Fiziksel muayeneleri eksiksiz yapılmalıdır.
Çekimi yapılacak bölgeye en uygun pozisyon verilmeli.
Röntgen cihazının kapasitesine bağlı kalarak, bölgenin kalınlığına göre yeterli yoğunlukta ve dalga boyunda x- ışınlarının dozu ayarlanmalıdır.
Kollimatörle ışın dağılımının kontrolü yapılmalıdır.
FFM’ye dikkat edilmelidir.
Gerekirse Bucky-Grid kullanılmalıdır.
Banyo işlemleri standart şartlarda yapılmalıdır.

RADYOGRAFİK GÖRÜNTÜLEME POZİSYONLARI
Pozisyon;
Grafi esnasında ilgili bölgenin kaset üzerine en uygun şekilde yerleştirilmesine ve tutulmasına “pozisyon” denir.
İstenilen pozisyonun elde edilebilmesi için hastaya gerekirse sakinleştirici ve genel anestezi yapılmalıdır. Hastanın istenilen bölgesinin net olarak belirlenmesi için en az iki yönlü pozisyonda çekim yapılması gereklidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder