16 Aralık 2012 Pazar

BUZAĞILARIN BAKIM VE BESLENMESİ




Bir sığır işletmesi inek başına yılda bir buzağı elde edebiliyorsa ve bu buzağıları sağlıklı bir şekilde büyütüp değerlendirebiliyorsa o işletmenin kendi kendine yenileyebilme ve karlı olma şansı vardır. Eğer doğan buzağıyı yaşatamazsak o sene için annesini kısır saymamız gerekir. Bir işletmenin devamlılığı ve karlılığı için buzağı bakımı azami önemlidir.

İlk olarak doğumdan önce annenin temiz ayrı bir doğum bölümüne alınması gereklidir. Doğum bölümü aydınlık, kuru, havadar ve temiz olmalıdır. Doğum bölümüne temiz yataklık sap serilmelidir. Doğum bölümü her doğumdan sonra dezenfekte edilmelidir. Doğum hijyenine azami dikkat edilmelidir.

Doğum sırasında gereksiz ve aşırı müdahaleden anne ve yavrunun sağlığı için kaçınılmalıdır. Müdahale en fazla iki kişiyle yapılmalıdır. Müdahaleden önce eller ve kollar bolca sabun ve suyla yıkanmalı ve bir dezenfektanla iyice temizlenmelidir. Eğer buzağı kolayca çekilip alınamıyorsa kesinlikle gereksiz müdahaleler yapılmamalı Veteriner Hekim’in müdahale etmesi beklenmelidir. Yapılan yanlış müdahaleler devamlı olarak anne ve buzağının hayatını riske sokmuş veya annenin kısır kalmasına neden olmuştur.



Doğum gerçekleşir gerçekleşmez kuru ve temiz bir havluyla buzağı iyice kurulanır. Kurulama dolaşımın ve solunumun uyarılmasını sağlar. Burun içi temizlenerek rahat nefes alması sağlanır. Göbek kordonu kopmamışsa dört parmak alttan koparılmalı, kesinlikle bağlanmamalı ve iyotlu bir solüsyona daldırılarak dezenfekte edilmelidir. Çünkü mikropların buzağı vücuduna ilk ve en kolay giriş yolu göbek kısmıdır. Bol atlıklı, kuru ve temiz bir buzağı bölmesine alınır. En güzeli bireysel buzağı bölmeleridir.

Eğer güç bir doğum olmuşsa buzağının ayılması için başından bolca soğuk su dökülür. Arka ayaklarından kaldırılarak göğsü sıvazlanır. Böylece hayvanın yutmuş olduğu yavru suları ve zarlarının dışarı akması sağlanır. Buzağı ilk günden itibaren annesinden ve diğer buzağılardan ayrı bir yerde barındırılmalıdır. Bu şekilde birbirini yalayarak kıl yumaklarını yutmaları, anne ve diğer buzağılardan mikrop kapmaları engellenir. Yeni doğan buzağı ortama adapte değildir ve ahır içinde buzağı için tehlikeli milyarlarca mikrop vardır. Buzağılar rahatlıkla kovadan süt içmeye alıştırılabilir.

Tek hayvanlık buzağı bokslarının eni 80 cm., uzunluğu 120cm., yüksekliği 100-110 cm. olmalıdır. Bokslar ahır zemininden biraz yüksekte olmalı, idrarın akacağı derecede meyilli olmalıdır. Boks zeminine kalın yataklık sap serilir. En az 2 hafta bireysel bokslarda kalmalıdır.

Ağız sütü (Kolostrum); yeni doğan buzağının hem besini hem de mikroplara karşı en etkili silahıdır. Buzağı doğduğu anda tamamen mikroplara karşı savunmasız olarak dünyaya gelir. Yalnızca ağız sütünde bulunan savunma maddeleri bu mikroplarla savaşabilir.

Ağız sütünün terkibi normal sütten çok farklıdır. Protein oranı %16-18’dir ve bu proteinlerin büyük kısmı savunma maddelerinden oluşur. %6-7 yağ, %5-6 süt şekeri (Laktoz) ve bir miktarda Magnezyum sülfat bulunur. Buzağının ishal olmasının nedeni bu Magnezyum sülfat’tır. Buzağının barsaklarında yapışkan Mekonyum denilen atık bir madde vardır. Bu yapışkan maddenin barsaklardan atılması gereklidir. Buzağının ishal olması bu sebeple gereklidir ve ağız sütünün yaptığı bu ishal normal bir olaydır. Ağız sütü A vitamini yönünden oldukça zengindir. Ağız sütü 2-3 gün içinde yavaş yavaş normal süte döner.

Yeni doğan buzağıların sindirim sistemi de farklıdır. Sindirim enzimleri ve asitleri henüz aktif değildir. Ağız sütünde bulunan ve çoğunluğu savunma maddelerinden oluşan büyük protein molekülleri hiç parçalanmadan olduğu gibi barsaklardan emilerek kana geçer. Kana geçen savunma maddeleri vücuda giren mikroplara direkt hücum ederek buzağıyı korur. 36 saat içinde sindirim enzimleri tamamen aktif hale geçer ve savunma maddeleri barsaklarda parçalanarak etkisizleşir. Ayrıca ağız sütü normal süte göre oldukça besleyici özelliktedir.

Ağız sütünün faydaları;
Ø Gebelik boyunca buzağının barsaklarında biriken dışkının (Mekonyum) dışarı atılması için çok fazla ağız sütü içen buzağılarda hafif ishal şekillenir. Bu bir hastalık hali değildir

Ø İçinde bolca bulunan A vitamini mikroplara karşı koruyucu etkiye sahiptir

Ø Buzağının yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli enerji ve besin kaynağıdır

Ø İçinde bulunan bol miktardaki savunma maddeleri annenin hayatı boyunca karşılaştığı mikroplara karşı buzağıyı 3-5 hafta boyunca korur

Buzağının ağız sütünden yarar sağlayabilmesi için ilk öğünün 3 saat içinde verilmesi gereklidir. İlk öğünde 1,5 litreden az verilmemelidir. Günde 3-4 öğün, her öğün başına 1-1,5 litre ağız sütü verilmelidir.

Aşağıdaki durumlarda buzağı ağız sütünden istenen yararı sağlayamaz;

Ø İlk 3 saat içinde ağız sütü verilmezse

Ø İshal yapıyor diye ağız sütü kısıtlanırsa veya hiç verilmezse

Ø İnek ortamın yabancısı ise

Ø Buzağı takatsiz veya hasta olarak dünyaya gelirse

Ø Ağız sütündeki savunma maddeleri yeterli oluşmamışsa

Bu durumlarda veya en güzeli her doğumdan sonra buzağılara deri altından “Buzağı Septisemi Serumu” verilmelidir. Bu serum ilaç değildir, sadece hastalıktan korumak için verilir. Bu sebeple bütün serum deri altına enjekte edilmelidir. Buzağı Septisemi Serumu tedavi amacıyla da kullanılabilir.

Yeni doğan buzağı için en uygun ısı derecesi 20-22 oC’dir.. Birkaç günlük olduktan sonra en uygun ısı derecesi 16 oC’dir. Boksların bulunduğu yer güneş ışığından yeterince yararlanabilmelidir. Buzağılara eğer gerek görülürse vitamin-mineral takviyesi yapılabilir.

Buzağıların henüz ön mideleri gelişmemiştir. Şirden ön midelerin 3-4 katı boyutundadır. Bu yüzden sadece sütü değerlendirebilirler. 2. aydan sonra ön mideler gelişmeye başlar. Ön midelerin yeterli gelişimi ileriki çağlarında verim kabiliyeti için çok önemlidir ve bu da ancak kaba yemlerle sağlanabilir. 3. haftadan itibaren kaliteli kuru ot verilmeye başlanır. Kesif yem ön midelerin gelişimini engelleyeceği için 3. aydan önce verilmemelidir.



BUZAĞI SEPTİSEMİSİ VE İSHALLER
E.coli bakterisi ve virüslerden ileri gelen buzağı ishalleri ve septisemiler (kan zehirlenmesi) doğum sonrası ilk üç hafta içinde özellikle ilk 5 günde çok yoğun görülür ve büyük telefatlara yol açar. İnatçı bir ishalle başlar ve buzağı hızla su kaybederek komaya girer. İshale neden olan bakterilerin ürettiği zehirler kana karışarak septisemiye (kan zehirlenmesi) neden olur.

Septisemi ve ishallere karşı aşağıdaki önlemler alınmalıdır;

Ø Gebelik devresinde inekler yeterli ve dengeli beslenmeli, vitamin ve mineral noksanlıkları giderilmeli, paraziter mücadelesi yapılmalıdır. Anne, Buzağı Septisemisine karşı aşılanabilir. Aşı ile oluşan savunma maddesi ağız sütüyle buzağıyı koruyacaktır

Ø İnekler doğumun son 2 ayında kuruya çıkarılmalıdır

Ø Doğumuna 1-2 ay kalmış gebe inekler satın alınmamalıdır

Ø Doğum ayrı ve temiz bir bölümde yaptırılmalı, doğum hijyenine dikkat edilmelidir

Ø Ağız sütü ilk 3 saat içinde yeterli miktarda verilmelidir. Günde en az 3-4 öğün ağız sütüne devam edilmelidir

Ø Koruma amaçlı Buzağı Septisemi Serumu deri altına enjekte edilebilir

Ø Buzağıların bulunduğu bölümün ısı, nem ve çevre şartları uygun olmalıdır

Ø Buzağılar güneş ışığından yeterince yararlanmalıdırlar

Ø Anne ve diğer buzağılardan ayrı bir boksa alınmalıdır

Ø Annesini emmesine izin verilmemelidir



AKCİĞER HASTALIKLARI (ENZOOTİK PNÖMONİ)
3-4 haftalıktan büyük buzağılarda en çok görülen hastalık kompleksidir. Kötü ahır şartları altında Mikoplazmalar, bakteriler ve virüsler tarafından meydana getirilir. En büyük nedeni havasız ahır ortamıdır. Bu ortam devam ederse tedavisi de zorlaşır ve inatçı hal alır. Kötü ahır şartlarında bütün hastalıklar inatçıdır ve tedaviye direnç gösterirler. Bu hastalık kompleksinin belirtileri; öksürük, burun akıntısı, solunum güçlüğü, iştahsızlık, ateş ve zayıflamadır. Çok fazla ekonomik kayba neden olur ve bir ahıra yerleştikten sonra her yıl bu hastalık ortaya çıkar. Bunun için ahır dezenfeksiyonu da çok önemlidir.

Solunum yolu problemlerinden korunmak için ;

Ø Ahır hijyenine özellikle ısı, rutubet, havalandırma, ahır gazları (özellikle amonyak) ve diğer bakım-beslenme şartlarına dikkat edilmelidir.

Ø Bunlardan sonuç alınmazsa buzağılar dışarıya alınmalı, rüzgar ve yağmurdan koruyarak yeterli gıda sağlanmalıdır

Ø En güzeli anne ve diğer buzağılardan ayrı bireysel bokslara alınmasıdır

Ø Bol, temiz ve ılık su sağlanmalıdır

Ø Veteriner Hekim’in tavsiyelerine uyulmalıdır



KELLİK (TRİKOFİT)
Trikofit bir mantar hastalığıdır. Havasız ve rutubetli, aşırı sıcak temiz olmayan ahır ortamını sever. Bulaşıcı bir hastalıktır ve insanlara da geçer. Önlemek için; ahır havalandırılmasına özen gösterilmeli, rutubet azaltılmalı ve gün ışığından yararlanmalıdır. Tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar aşı olarak da koruyucu olarak kullanılabilir.



KOKSİDİYOZ (KANLI İSHAL)
Koksidiyoz 3-4 haftalıktan büyük buzağı ve danalarda kanlı ishal ile seyreden öldürücü bir hastalıktır. Bulaşık ahırlarda her yıl görülür. Hasta ve hastalığı atlatan hayvanlar dışkılarıyla devamlı olarak çevreyi bulaştırırlar. Hastalık ağız yoluyla bulaşır. Her yıl bu hastalık işletmede görülüyorsa tedavide kullanılan ilaçlar koruma amaçlı da kullanılabilir. Koruma dozu tedavi dozunun yarısıdır. Hastalara A ve K vitamini takviyesi yapılmalıdır. Ahır hijyeni ve dezenfeksiyonu çok önemlidir.



ASKARİT (SOLUCAN) VE KIL KURTLARI
Hayvanların ince barsaklarında yaşarlar. Askaritler hayvanın kanını emerek beslenir. Hayvanların yemlerine ortak olarak yemden yararlanmasını engellerler. Hayvanların zayıflamasına, gelişiminin gerilemesine ve barsakların tıkanmasına neden olurlar. Kıl kurtları “Mide Kıl Kurtları” ve “Akciğer Kıl Kurtları” olmak üzere iki çeşittir. Askarit ve kıl kurtlarını taşıyan hayvanlar her gün dışkılarıyla yüzbinlerce parazit yumurtasını dışarıya atarlar. Bu yumurtalar ağız yoluyla alınarak hayvanlarda çoğalmaya başlarlar. Her taraf parazit yumurtalarıyla bulaşık olduğu için korunma şansı yoktur. Periyodik olarak tedavi edilerek olgun parazitlerin ortadan kaldırılması ile hem hastalar tedavi edilir hem de çevreye parazit yumurtası yayılması engellenir. Buzağı için en önemli parazit kaynağı annedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder